IstanbulJoy
İstanbul'da Ne Yapılır

Yerebatan Sarnıcı: İstanbul'un Eşsiz Cazibe Merkezi

Yerebatan Sarnıcı'nın tarihi, mimarisi ve ziyaret bilgileri. Sultanahmet'teki bu yeraltı su deposu hakkında bilmeniz gerekenler.

Yerebatan Sarnıcı'nın aydınlatılmış sütunları

İstanbul’un tarihi mekânlarını gezmek için günler yetmez. Şehir köklü ve katmanlı bir geçmişe sahip; yüzyıllar boyunca farklı uygarlıklar için önemli bir merkez olmuş. Bu pek çok İstanbul tarihi mekânı arasında özellikle dikkat çeken biri var: yerin altına gizlenmiş antik su sarnıcı, yani Yerebatan Sarnıcı. İlk girişte ne işe yaradığını hemen kavramak güç olabilir. Ama loş atmosferi, sıra sıra devasa sütunları ve sudaki yansımalar bir kez gördüğünüzde aklınızdan çıkmıyor.

Bir gün buraya bizzat gelmek isteyebilirsiniz. Bu yer hakkında ne kadar çok şey bilirseniz ziyaretiniz o kadar anlamlı geçiyor. Bu yazıda sarnıcı, tarihini ve ziyaretle ilgili pratik bilgileri ele alacağız.

Yerebatan Sarnıcı’nın Tarihi ve Mimarisi

Yerebatan Sarnıcı’nın tarihi sütun dizileri

İstanbul’da Konstantin Sütunu ve Ayasofya gibi çok eski yapılar var. Yaklaşık 1.500 yıllık geçmişiyle Yerebatan Sarnıcı da bunlardan biri.

Doğu Romalılar, 6. yüzyılda bu yapının inşasına başladı. Onarımı ve genişletilmesi ise İmparator Justinianus döneminde tamamlandı. Bu devasa alanın inşası ciddi bir planlama ve emek gerektirdi. Sonuçta hem Bizanslılar hem de Osmanlılar yüzyıllar boyunca sarnıçtan yararlandı.

Sarnıç, 9.800 m² (105.000 ft²) alana yayılan bir yeraltı su deposu. Tavanı taşımak için mekânda 336 sütun bulunuyor. Her biri 9 metre (30 ft) yüksekliğindeki mermer sütunlar özenle işlenmiş. Bazıları, özellikle Medusa başı motifleriyle ilgi çekiyor.

İşlev gördüğü yıllar boyunca sarnıç pek çok restorasyon geçirdi. Bizanslıların ardından Osmanlılar da kullanmayı ve bakımını sürdürdü. Bugün ise şehrin en çok ziyaret edilen tarihi mekânlarından biri.

Yerebatan Sarnıcı Ne Amaçla Kullanıldı?

Yerebatan Sarnıcı’nın su dolu zemini ve sütunları

Yapı bugün turistik bir mekân olsa da asıl yapılış amacı tamamen pratikti. İstanbul tarih boyunca, bugün olduğu gibi, kalabalık bir şehirdi. Bu kadar büyük bir nüfusa su sağlamak için bu tür yapılar zorunluydu. Sarnıçlar erken ortaçağda ve daha öncesinde yaygındı; Yerebatan Sarnıcı da bunlardan biriydi.

Sarnıçta depolanan su, şehre 19 kilometre uzaklıktaki bir kaynaktan geliyordu. İki su kemeri aracılığıyla taşınan su, sonradan kullanılmak üzere burada biriktiriliyordu. Ziyarete imkân tanımak için bugün su seviyesi düşük tutulsa da yapı çok büyük miktarda su depolayabilecek kapasitedeydi. Tam dolu olduğunda 80.000 m³ (2.800.800 ft³) su barındırabiliyordu; bu rakam, yapıyı inşa edenlerin mühendislik becerisini açıkça gösteriyor.

Yerebatan Sarnıcı Hakkında Bilgiler

Yerebatan Sarnıcı’ndaki farklı tasarımlı tarihi sütunlar

  • İnşa sırasında estetik öncelik değildi. Bu yüzden tavanı taşıyan sütunlar başka yapılardan devşirilmiş ve birbirinden farklı tasarımlara sahip. Bugün bu çeşitlilik, mekânın özgün havasını besleyen en önemli unsurlardan biri.
  • Yapı o kadar önemliydi ki inşasında zorlu yöntemlerden kaçınılmadı. Söylenenlere göre yaklaşık 7.000 kölenin emeği kullanıldı. Bazı kaynaklara göre sütunlardaki gözyaşı şeklindeki motifler, inşaatta hayatını kaybedenlerin anısına eklenmiş.
  • Yapının adı, bir zamanlar üzerinde bulunan bazilikadan geliyor. Türkçe adı “Yerebatan” ise “yere batan” anlamında; bu ad, sanki suya batıyormuş gibi görünen sütunlara bir gönderme.

Bu Yapı Nasıl Ziyaret Edilir?

Yerebatan Sarnıcı’nda yürüyüş platformları ve aydınlatma

Burayı bizzat görmenizi öneririm; içeri girdiğinizde sakin ve serin atmosfer kendini hemen hissettiriyor. Ziyaret için önce Fatih ilçesindeki Sultanahmet’e gitmeniz gerekiyor. Yapı, Ayasofya’ya yürüme mesafesinde ve Sultanahmet Meydanı’na çok yakın.

Yerebatan Sarnıcı, resmî tatiller dışında her gün 09.00 - 18.30 arası ziyarete açık. Yazının yazıldığı dönemde yabancı ziyaretçiler için giriş ücreti 30 TL idi. Ücretler ve saatler zamanla değiştiği için gitmeden önce güncel bilgiyi kontrol edin. Ayrıca dönem dönem restorasyon çalışması olabildiğinden, yapının ziyarete açık olduğundan emin olmakta fayda var.