IstanbulJoy
Türkiye

İnsanlığın İlk Tapınağı Göbeklitepe'yi Ziyaret Edin!

Şanlıurfa'ya yalnızca 12 kilometre uzaklıktaki Göbeklitepe, turistlere açık ve herkesin mutlaka görmesi gereken eşsiz bir arkeolojik miras.

İnsanlığın İlk Tapınağı Göbeklitepe'yi Ziyaret Edin!

Türkiye’nin güneydoğusunda yer alan Göbeklitepe’yi ziyaret etmek, medeniyetlerin şafağında zamanda bir yolculuk yapmak demektir.

İnsan elinin yarattığı ilk anıt olarak bugüne kadar keşfedilen en eski yapı burada yatmaktadır. Bir düşünün: 12.000 yıl öncesine gidiyoruz; insanın hâlâ avcı-toplayıcı olduğu, tekerleği bile icat etmediği bir çağa… Ve yine de bu insanlar, 5 metreden yüksek, üzerinde çarpıcı bir gerçekçilikle hayvanların oyulduğu yekpare taşları burada dikmişlerdir.

Göbeklitepe, Türkiye’nin mutlaka görülmesi gereken arkeolojik sitlerinin başında gelir. Doğu Anadolu gezinizde bu alanı atlamak düşünülemez.

Göbeklitepe’nin Arkeolojik Alanı

“Göbeklitepe” İsminin Anlamı

Küçük bir sözcük bilgisi notu olarak belirtelim: Göbeklitepe, Türkçe bir isimdir ve “göbekli tepe” olarak çevrilebilir (Göbek = karın ya da göbek, “li” eki sıfat türetir, “tepe” = yüksekti). Zira görünüşün aksine bu küçük dağ yalnızca Doğa Ana’nın eseri değildir. MÖ 12.000 ile 7.000 yılları arasında inşa edilen ve ardından toprakla örtülen sayısız taş tapınak, zamanla 700 metre yüksekliğe ulaşan bu höyüğü oluşturmuştur.

Göbeklitepe

Göbeklitepe’nin Keşfi

Alan, 1965 yılında Neolitik bir sit olarak tanımlandı; ancak kazılar yalnızca 1995’te Alman arkeolog Klaus Schmidt öncülüğündeki ekiple başladı. Schmidt, 2014’teki ölümüne dek tüm araştırma yaşamını bu alana adadı.

Göbeklitepe’de yapılan keşifler, insanlığın yerleşik düzene geçişi ve tarımın kökenleri hakkındaki teorileri kökten sarstı. Göbeklitepe, 2018 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.

Göbeklitepe’de Neler Görebilirsiniz?

Göbeklitepe höyüğünün altında, 4’ü tamamen açığa çıkarılmış yaklaşık yirmi dairesel anıtın gömülü olduğu tahmin edilmektedir. Bu dört yapı hem en geniş hem de en eskilerdir; kökenleri 12.000 yıl öncesine dayanmaktadır.

Her biri 10 ila 30 metre çapındaki bu dairesel taş anıtların içinde, çevre duvarına gömülü T şeklinde sütunlar yer almaktadır. Dairenin merkezinde ise boyutları ve oymalarının ayrıntısıyla çok daha etkileyici iki monolith bulunur.

Göbeklitepe Döneminde İnsanların Yaşamı

Göbeklitepe’nin İşlevi Neydi?

Göbeklitepe arkeolojik alanında, daha yeni tarihlilerde kare biçimli, genellikle dairesel ya da oval yapı toplulukları karşınıza çıkar. Bu yapıların işlevi hâlâ gizemini korumaktadır; ancak olasılıkların elenmesiyle ölülerle ilgili bir ritüel alanı oldukları varsayılmaktadır.

Çevrede kalıcı konut izine rastlanmaması, burayı inşa edenlerin gerçekten avcı-toplayıcılar olduğu hipotezini güçlendirmektedir. Bu durum, 12.000 yılı aşkın bir süre önce bu kadar çok insanı belirli bir noktada toplayarak teknik açıdan olağanüstü bir işe yönlendirmenin ne denli önemli bir güdüyle gerçekleştiğini göstermektedir.

Göbeklitepe, bugüne kadar keşfedilen en eski tapınak olarak kabul edilebilir; hem de büyük bir farkla! Karşılaştırmak gerekirse, İngiltere’deki Stonehenge’den 6.000 yıl, Mısır piramitlerinden ise 7.000 yıl daha eskidir!

Göbeklitepe’nin Monolitleri Neyi Temsil Ediyor?

Göbeklitepe’nin T şeklindeki monolitleri 5 metreden daha yüksek olabilmektedir. Sitenin yakınındaki bir taş ocağında 7 metrelik yarım kalmış bir monolit bile bulunmuştur. Bu taşı kayadan söküp tepeye çıkarmayı bir düşünün!

İnsanın o dönemde henüz tekerleği icat etmediğini, alet kutusunun yalnızca çakmaktaşlarıyla sınırlı olduğunu göz önüne aldığınızda, bu inanılmaz bir başarıdır.

Taşın T biçimi, başsız stilize bir insan figürünü temsil etmektedir. Ancak bunu, bir anaokulunun çubuklardan oluşan figürüyle karıştırmayın. T’nin küçük yatay çubuğu kolları değil, “yüzü” temsil eder; peştamal ve kemer tokası ile eller ince işçilikle oyulmuştur. Ayrıca dirsekten kıvrılmış uzun, ince kollar da geniş duvara boydan boya oyulmuştur.

Başların yokluğunun kasıtlı olduğu düşünülmekte ve bu figürlerin tanrılaştırılmış ya da öteki dünyayla bağlantılı insan formlarını simgelediği öne sürülmektedir. Bu dönemde ölülerin gömüldüğü, bir süre sonra iskeletin çıkarılıp kafatasının yaşayanlar tarafından saklandığı bilinmektedir.

Üstelik aynı döneme ait, yakın çevrede insan boyutunda başka heykeller de bulunmuştur; bunların hepsinde kafa mevcuttur, üstelik yüzlerinde güçlü bir ifade vardır. “Urfa Adamı” olarak bilinen bu heykel, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Göbeklitepe’nin Oyma Hayvanları Bize Ne Anlatıyor?

Göbeklitepe insanları yalnızca taş dikmekle yetinmemişlerdir. Yüksek ve alçak kabartmalarla inanılmaz bir hassasiyetle hayvan figürleri oymuşlardır. Monolitler; yaban domuzu, tilki, yaban hayvanı, kuş, ceylan ve örümcek gibi figürlerle süslenmiştir; bunlar gerçekten de yaşamın ta kendisi gibi görünmektedir!

Bu oyma hayvanlar bize ne anlatıyor? Asıl ilgi çekici nokta, insanın doğayla ilişkisi hakkında söyledikleridir.

O dönemde avcı-toplayıcı insan, hayvanların tehdit oluşturduğu zorlu bir dünyada yaşamaktaydı. Kolektif zekâsı sayesinde avlanarak beslenebilse de besin zincirinin zirvesine henüz ulaşamamıştı. Mağara sanatındaki hayvanlar, genellikle av ya da sürü sahnelerinde resmedilirdi; insan da aralarında orantılı bir boyda gösterilirdi.

Göbeklitepe Arkeolojik Alanına Ulaşım

Göbeklitepe, Şanlıurfa şehir merkezinden 15 dakika uzaklıkta, karayoluyla ulaşılabilecek bir konumdadır.

Arkeolojik alanın girişi kişi başı 55 TL olup MüzeKart+ veya MuseumPass Turkey kart sahiplerine ücretsizdir.

Alanın önündeki bina, siteyi tanıtan oldukça başarılı küçük bir sergi barındırmaktadır. Bunun yanı sıra kısa bir ışık ve ses gösterisi, 12.000 yıl önceki bir ritüelin atmosferini gözler önüne sermektedir.

Göbeklitepe Yakınında Konaklama

Şanlıurfa, güzel ve canlı bir şehirdir ve bir geceyi burada geçirmeye değer. Şehrin diğer ilgi noktalarını rahatça ziyaret edebilmek için Hz. İbrahim Havuzu’nun (Balıklıgöl) bulunduğu parka yakın bir otel seçmenizi öneririz.