Türkiye'nin 7 Gizli Hazinesi
Türkiye'nin az bilinen ama görülmeye değer yerleri: Prens Adaları, Nemrut Dağı, Van Gölü, Salda, Hattuşa, Düden Şelaleleri ve Safranbolu rehberi.

Türkiye’yi tanıyanların çoğu Ayasofya, Kapadokya ve Pamukkale’yi sayar. Bunlar hak edilmiş bir şöhrete sahip, ama ülkenin asıl keyifli tarafı, rehber kitapların ön sayfalarına çıkmamış yerlerde saklı. Ziyaret edilmeye değer Türkiye’nin pek çok güzel köşesi var; kimi yerli turistin bildiği ama yabancıların pek duymadığı, kimi ise gerçekten az ziyaret edilen noktalar.
Aşağıda yedi tanesini topladım: bir kısmı doğa harikası, bir kısmı binlerce yıllık tarih. Hepsinin ortak yanı, kalabalıktan uzakta, kendi temponuzda gezilebilmeleri.
Prens Adaları: Marmara’da Arabasız Bir Mola
İstanbul’a o kadar yakın ki çoğu kişi “gizli” demeye çekinir, ama adaların atmosferi gerçekten başka. Büyükada başta olmak üzere adalarda motorlu trafik yok denecek kadar azdır; yürüyerek, bisikletle ya da elektrikli araçlarla dolaşırsınız. Kadıköy ve Eminönü’nden kalkan vapurlarla yaklaşık bir saatte ulaşılır. Vapur kalabalığından uzak, daha özel bir gün için Adalar yat turu ile denizden de keşfedebilirsiniz. Köşk mimarisi, çam kokusu ve sahil boyu kafeler, şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler için ideal bir kaçamak sunar.
Nemrut Dağı: Zirvedeki Dev Heykeller

Adıyaman yakınlarındaki Nemrut Dağı, UNESCO Dünya Mirası listesindedir ve 2.000 metreyi aşan zirvesinde, Kommagene Krallığı’ndan kalma devasa taş heykel başlarıyla ünlüdür. Heykellerin gövdelerinden kopmuş başları yere dizilidir ve gün doğumunda ya da gün batımında bambaşka bir hava kazanır. Çoğu ziyaretçi sabahın çok erken saatinde zirveye çıkıp güneşin doğuşunu izler.
Van Gölü: Türkiye’nin En Büyük Gölü
Türkiye’nin en büyük gölünü görmek istiyorsanız doğuya, Van’a gitmeniz gerekir. Sodalı suyuyla bilinen Van Gölü, çevresindeki Akdamar Adası ve adadaki 10. yüzyıldan kalma Ermeni kilisesiyle birlikte gezilir. Bölge ayrıca kendine has kahvaltısı ve Van kedisiyle de tanınır. Suyun rengi havaya göre değiştiği için fotoğrafçıların sevdiği bir yerdir.
Salda Gölü: Türkiye’nin “Maldivleri”

Burdur’daki Salda Gölü, beyaz kıyıları ve turkuaza dönen suyuyla son yıllarda yerli turistin gözdesi oldu. Kıyıdaki açık renkli mineral çökeller, gölü uzaktan tropik bir adaya benzetir. Doğal sit alanı olduğu için belirli bölgelerde yüzmeye izin verilir; gitmeden önce güncel kuralları kontrol etmek iyi olur. Yabancı turist trafiği hâlâ sınırlı olduğundan, sezon dışında oldukça sakin bulursunuz.
Hattuşa: Hititlerin Başkenti
Tarih meraklısıysanız Çorum’a bağlı Boğazkale’deki Hattuşa Harabeleri listenizde olmalı. Bir zamanlar Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olan bu antik kent, surları, aslanlı kapısı ve kaya tapınaklarıyla UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alır. Geniş bir alana yayıldığı için gezisi yarım gün sürebilir; yanınızda su ve şapka bulundurun, çünkü gölge azdır.
Düden Şelaleleri: Şehirden Denize Akan Su
Antalya’daki Düden Şelaleleri, hem yukarı hem aşağı olmak üzere iki bölümden oluşur. Aşağı Düden’in en etkileyici tarafı, suyun falezlerden doğrudan Akdeniz’e dökülmesidir; bu manzarayı tekneyle denizden izlemek mümkündür. Yukarı Düden’de ise şelalenin arkasındaki mağaradan yürüyerek geçebilirsiniz. Şehir merkezine yakın olması, Antalya gezisine kolayca eklenebilmesini sağlar.
Safranbolu: Korunmuş Osmanlı Evleri

Karabük’e bağlı Safranbolu, geleneksel Osmanlı konaklarının en iyi korunduğu yerlerden biridir ve tüm tarihi dokusuyla UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Adını yörede yetişen safrandan alır. Ahşap cumbalı evler, arnavut kaldırımlı sokaklar ve eski hanlar, kasabayı adeta açık hava müzesine çevirir. Birçok tarihi konak bugün butik konaklama olarak hizmet verir; sokaklarında yürüyüp yöresel lokumun tadına bakmak, geziyi tamamlar. İstanbul’a daha yakın, benzer biçimde hak ettiği değeri görmeyen bir başka kasaba arıyorsanız çinileri ve göl kıyısıyla İznik tam bir günlük kaçamaklık.
Sonuç
Türkiye’nin tanınmış simgeleri elbette görülmeye değer, ama az bilinen bu yerler, ülkenin çeşitliliğini çok daha iyi anlatıyor. Doğudaki bir göl, Akdeniz’e dökülen bir şelale, dağ başında devasa heykeller ve binlerce yıllık bir başkent… Bir sonraki seyahatinizde rotanıza bunlardan birkaçını eklerseniz, kalabalıktan uzakta çok daha kişisel bir Türkiye keşfedersiniz.
