Türkiye'de Gezilecek Şehirler: 12 Harika Seçenek
Türkiye'de hangi şehirleri gezmeli? İstanbul'dan Kapadokya'ya, 12 şehrin öne çıkan yerlerini ve ne zaman gidileceğini bu rehberde bulun.

Türkiye büyük bir ülke ve her bölgesi başka bir şey vaat ediyor: bir yanda Ege’nin antik kentleri ve plajları, öbür yanda Karadeniz’in yeşili, güneydoğuda tarihin en eski katmanları. Yani “Türkiye’de nereyi gezsem” sorusunun tek bir cevabı yok. Aşağıda, ilk kez gelenler için de tekrar gelenler için de işe yarayacak 12 şehri, neyiyle gidilir ve ne beklemelisiniz diye topladım.
İstanbul: listenin başı
Türkiye’de gezilecek şehirler söz konusu olduğunda İstanbul neredeyse otomatik olarak ilk sıraya yazılıyor, haklı bir sebeple. Ülkenin en kalabalık şehri, aynı zamanda en katmanlı olanı: Bizans ve Osmanlı’nın üst üste bindiği bir tarih, iki kıtaya yayılan bir coğrafya, sabaha kadar süren bir sokak hayatı. Şehirde yapacak o kadar çok şey var ki tek bir ziyarete sığmıyor; çoğu kişi ilk gelişinden sonra ikinciyi planlayarak ayrılıyor.
Sultanahmet’teki anıtsal yapılarla başlayıp Karaköy ve Beyoğlu’nun kafeleriyle devam edebilir, sonra bir vapura atlayıp Boğaz’ı görebilirsiniz. En az üç tam gün ayırın.
İzmir

Ege’nin en büyük şehri olan İzmir, rahat ve açık havalı bir kent. Kordon boyunca yürüyüş, Kemeraltı Çarşısı’nın labirenti, Alsancak’ın akşamları derken şehirde tempo hep ölçülü. İzmir’i bir baz olarak da kullanabilirsiniz: Efes, Çeşme ve Alaçatı buradan birkaç saat uzaklıkta. Deniz, tarih ve günlük hayatın rahatlığı bir aradaysa İzmir tam aradığınız yer.
Şanlıurfa
Güneydoğuda yer alan Urfa, tarih meraklıları için ülkenin en yoğun duraklarından biri. Yakınındaki Göbeklitepe, bilinen en eski tapınak alanlarından sayılıyor ve şehre gelmenin başlı başına sebebi olabilir. Bunun yanında Balıklıgöl’ün etrafındaki eski şehir dokusu, kapalı çarşıları ve isot biberiyle bilinen yöresel mutfağı keşfedilmeyi bekliyor. Çiğ köfteyi memleketinde yemek isteyenler için doğru adres burası.
Trabzon
Karadeniz kıyısındaki Trabzon, yeşili ve serin ikliminden ötürü yazın özellikle rağbet görüyor. Şehrin kendisinde gezilecek tarihi yerler var ama asıl çekim, kısa sürüşlerle ulaşılan yaylalar ve Sümela Manastırı gibi noktalar. Mutfağı da ayrı bir bahis: kuymak (mıhlama), hamsili pilav ve karalahana çorbası gibi yöresel tatlar Trabzon’u tanımanın bir parçası.
Gaziantep
Gaziantep’i listeye yazmanın en büyük nedeni mutfağı. UNESCO’nun gastronomi şehirleri arasında yer alan Antep, baklavasından lahmacununa, kebabından künefesine ülkenin en güçlü yemek kültürlerinden birine sahip. Yemekten arta kalan zamanda Zeugma Mozaik Müzesi, eski şehir ve bakırcılar çarşısı gezilebilir. Aç gitmeyin demek yetersiz kalır; aslında karnınızı boş bırakın diye gidiliyor.
Antalya

Akdeniz kıyısındaki Antalya, plaj tatili denince ilk akla gelen şehirlerden. Kaleiçi’nin daracık sokakları ve eski limanı, şehir merkezinde tarihten bir kesit sunarken; çevresindeki Side, Olympos ve Düden Şelalesi gibi noktalar günübirlik gezilere açık. Otel seçeneği çok geniş, deniz mevsimi ise nisandan ekime kadar uzun. Güneş ve denizi tarihle birleştirmek isteyenler için dengeli bir tercih.
Aydın
Ege’de yer alan Aydın, Didim, Kuşadası ve Söke gibi ilçeleriyle yaz tatilcilerinin gözdesi. Plajların yanında Priene, Milet ve Didim’deki Apollon Tapınağı gibi antik kentler bölgeye serpilmiş durumda. Kalabalıktan biraz uzak, doğayla iç içe bir Ege tatili arıyorsanız Aydın kıyıları iyi bir seçenek.
Denizli
Denizli denince akla ilk Pamukkale geliyor, haklı olarak: bembeyaz travertenler ve hemen yanı başındaki antik Hierapolis kenti tek başına bir gezi gerekçesi. Ama şehrin sunduğu tek şey bu değil; Laodikya antik kenti ve çevredeki termal kaynaklar da görülmeye değer. Pamukkale’ye sabah erken ya da akşamüstü gitmek, hem kalabalıktan hem de gün ortasının sıcağından kaçmanın yolu.
Bursa
İstanbul’a yakınlığıyla hafta sonu kaçamağı için ideal olan Bursa, Osmanlı’nın ilk başkentlerinden. Bu yüzden şehir Osmanlı yapılarıyla dolu: Ulu Cami, Yeşil Türbe ve tarihi hanlar bölgesi gezilecekler listesinin başında. İskender kebabının doğduğu yer olarak da bilinir. Kışın Uludağ kayak için, baharda ise şehir bahçeleri ve tarihi dokusuyla farklı yüzler gösteriyor.
Ankara
Ülkenin başkenti olan Ankara, turistik bir kent gibi pazarlanmasa da görülecek yeri az değil. Anıtkabir, Anadolu Medeniyetleri Müzesi (Anadolu’nun tarih öncesini görmek isteyenler için ülkenin en iyi müzelerinden) ve Ankara Kalesi’nin etrafındaki eski şehir, en az bir tam günü hak ediyor. Modern, planlı bir şehir hayatını merak edenler için de iyi bir gözlem noktası.
Çanakkale
Çanakkale’yi gezmek aslında tarihin iki ayrı katmanına dokunmak demek. Bir yanda Truva Antik Kenti ve onun efsanesi, öbür yanda Gelibolu Yarımadası’ndaki şehitlikler ve savaş alanları. Boğazın iki yakasını feribotla geçmek bile başlı başına bir deneyim. Bozcaada da buradan kolayca ulaşılan, şarap bağları ve sakin plajlarıyla bilinen bir mola noktası.
Nevşehir (Kapadokya)

Listeyi kapatan şehir, Kapadokya’nın kalbinin attığı Nevşehir. Peribacaları, yeraltı şehirleri, kayaya oyulmuş kiliseler ve gün doğumunda gökyüzünü dolduran balonlar bu bölgeyi ülkenin en tanınmış manzaralarından biri yapıyor. Göreme, Ürgüp ve Avanos gibi kasabalarda konaklayıp bölgeyi günlere yayarak gezmek en iyisi. Balon turu için en iyi mevsim ilkbahar ve sonbahar; yazın hava sıcak, kışın ise karlı manzara ayrı bir güzel ama uçuşlar hava koşullarına bağlı.
Hangi şehirle başlayacağınız tamamen ne aradığınıza bağlı. Tarih ve şehir hayatı istiyorsanız İstanbul ve çevresi; deniz istiyorsanız Ege ve Akdeniz kıyıları; doğa ve manzara peşindeyseniz Kapadokya ve Karadeniz. İyisi, bir bölge seçip onu doyasıya gezmek; Türkiye’yi tek seferde bitirmeye çalışmak zaten mümkün değil.
