Türkiye'deki Antik Yerler: 12 Muhteşem Seçenek
Türkiye'deki antik yerleri keşfetmek istiyor musunuz? Bu yazıda gezmeye değer 12 tarihi alanı inceliyoruz.

Türkiye’deki antik yerleri keşfetmeyi seven biriyseniz şanslısınız, çünkü bu topraklar dünyanın en eski yerleşimlerinden bazılarına ev sahipliği yapıyor. Hititlerden Lidyalılara, Antik Yunan kentlerinden insanlık tarihinin en eski tapınaklarına kadar uzanan geniş bir yelpaze söz konusu. Aşağıda, tarihin bu derin katmanlarına ilgi duyanların listesine alması gereken 12 alanı derledik.
Çorum’daki Hattuşaş Arkeoloji Alanı
Antik çağ denince çoğu kişinin aklına önce Roma ya da Yunan gelir. Oysa Anadolu, Hititler gibi en az onlar kadar etkili uygarlıklara da ev sahipliği yaptı. Hattuşaş, Hitit İmparatorluğu’nun başkentiydi ve kalıntıları bugün Çorum’da yer alıyor. Bölgedeki yerleşim izleri çok eski dönemlere uzanır; Hattuşaş’ın kendisi ise tarihi önemi tartışmasız bir antik başkent olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor.
Aizanoi

Antik Yunan, eski dünyanın en etkili uygarlıklarından biriydi ve Anadolu’da bıraktığı izler hâlâ ayakta. Kütahya’daki Aizanoi bunun güzel bir örneği. Kentin en bilinen yapısı, Anadolu’nun en iyi korunmuş antik tapınaklarından biri sayılan Zeus Tapınağı. Antik Yunan ve Roma mimarisine ilgi duyuyorsanız Aizanoi listenizde olmalı.
Malatya Arslantepe Höyüğü
Listenin bir diğer önemli durağı, Malatya’daki Arslantepe Höyüğü. Anadolu’nun erken yerleşim tarihinin en zengin katmanlarından birini barındıran bu höyük, yaklaşık 5.000 yıllık geçmişiyle dünyanın bilinen en eski saray yapılarından birine ev sahipliği yapar. Burada ortaya çıkarılan erken dönem metal eserler, höyüğü arkeoloji açısından özellikle değerli kılıyor. Arslantepe de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır.
Göbeklitepe
Göbeklitepe, Neolitik döneme ait olağanüstü eski bir alan ve genellikle dünyanın bilinen en eski tapınak yapısı olarak anılır. Yaklaşık MÖ 9.500 dolaylarında, henüz tarımın yaygınlaşmadığı bir dönemde avcı-toplayıcılar tarafından inşa edildiği düşünülüyor. Bu durum tek başına insanlık tarihine dair pek çok yerleşik varsayımı sarstığı için, Şanlıurfa’daki bu alan dünya çapında ilgi görüyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.
Çatalhöyük
Bildiğimiz anlamda antik şehirlerden çok önce, Neolitik dönemde proto-şehirler vardı. Çatalhöyük bunların en bilinenlerinden biri ve yaklaşık MÖ 7.100’de kuruldu. Konya’da yer alan bu yerleşim, sokaksız ve sırt sırta verilmiş evlerden oluşan ilginç düzeniyle dikkat çeker; insanların damlardan girip çıktığı bir yaşam biçimi söz konusuydu. Çatalhöyük de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır ve antik yerleşim meraklılarının mutlaka görmesi gereken bir alandır.
Efes

Türkiye’deki antik kentler konusunda atlamamanız gereken yer Efes. İzmir sınırları içindeki bu alan, ülkenin en çok ziyaret edilen antik kentlerinden biri ve çok haklı bir üne sahip. Görkemli Celsus Kütüphanesi cephesi, büyük tiyatrosu ve mermer caddeleriyle Efes, bir antik Roma kentinin nasıl bir yer olduğunu en iyi hissettiren alanlardan biri. Kentin kökleri MÖ 1.000 dolaylarına uzanır ve uzun yüzyıllar boyunca iskan edilmiştir. Burası da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.
Alacahöyük
Hititler Anadolu kökenli bir uygarlık olduğu için, Türkiye’de onlara ait pek çok alan var. Alacahöyük de bunlardan biri ve yine Çorum’da bulunuyor. Yerleşimin Kalkolitik (Bakır) ve Tunç çağlarında iskan edildiği düşünülüyor; özellikle anıtsal kapısı ve burada bulunan eserlerle tanınır. Hitit dünyasına ilgi duyuyorsanız Hattuşaş ile birlikte aynı geziye Alacahöyük’ü de eklemek mantıklı.
Sardes
Lidya Krallığı, antik Anadolu’nun bir diğer önemli uygarlığıydı. Kabaca MÖ 12. yüzyıldan MÖ 6. yüzyıla kadar varlığını sürdüren krallık, sonunda Pers İmparatorluğu’nun parçası oldu. Sardes, Lidya’nın başkentiydi ve bugün Manisa’da gezilebilen bir antik alan. Tarihte ilk madeni paranın darp edildiği yer olarak bilinmesi, Sardes’i ayrıca ilginç kılıyor.
Truva
Türkiye’nin tarihi yerleri arasında Truva da hem efsanevi geçmişi hem de gerçek kalıntılarıyla öne çıkar. Homeros’un anlattığı Truva Savaşı ile özdeşleşen kentin kökeni yaklaşık MÖ 3.000’e uzanır; kalıntıları bugün Çanakkale’de bulunuyor. Tek bir Truva yerine üst üste kurulmuş birden çok yerleşim katmanını görebileceğiniz bu alan da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.
Aşıklı Höyük
Aksaray yakınlarındaki Aşıklı Höyük’ün yaklaşık MÖ 8.200’de ilk kez iskan edildiği düşünülüyor. Orta Anadolu’nun en eski köy yerleşimlerinden biri sayılan höyük, erken tarım toplumlarının nasıl yaşadığını anlamak isteyenler için son derece değerli bir alan.
Yerebatan Sarnıcı
Şimdiye kadar saydıklarımızın çoğu binlerce yıllık yerlerdi. Bu listedeki en “genç” alanlardan biri ise Yerebatan Sarnıcı. 6. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilen bu yer altı su sarnıcı, İstanbul’un en etkileyici tarihi mekanlarından biri. Sıra sıra dikilmiş sütunların altında, ünlü Medusa başlarını görmek için Sultanahmet’teki diğer büyük yapıları gezerken buraya da uğramak kolay.
Laodikeia

Listenin son durağı, tam adıyla Lykos Vadisi’ndeki Laodikeia. MÖ 3. yüzyılda kurulan bu antik kentin kalıntıları bugün Denizli’de yer alıyor ve aynı bölgedeki Pamukkale travertenlerine yakınlığı sayesinde aynı geziye rahatça eklenebiliyor. Geniş caddeleri, tiyatroları ve tapınak kalıntılarıyla Laodikeia, Roma döneminin Anadolu’daki izini sürmek için güzel bir nokta.
Türkiye’nin antik mirası bu 12 alandan çok daha geniş, ama nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız bu liste sağlam bir başlangıç. İlgi alanınız Hititlerse Çorum çevresinde, Roma ve Yunan dünyasıysa Ege kıyılarında, insanlığın en eski izleriyse Güneydoğu’da yoğunlaşan bir rota çizebilirsiniz.
