IstanbulJoy
İstanbul'da Ne Yapılır

Theodosius Dikilitaşı: İstanbul'un Antik Mısır Hazinesi

Theodosius Dikilitaşı'nın 3.400 yıllık tarihi, Mısır yazıtları, kültürel önemi ve Sultanahmet'te nasıl ziyaret edileceği bu yazıda.

Sultanahmet Meydanı'nda yükselen Theodosius Dikilitaşı

İstanbul tarihi denince çoğu kişinin aklına önce Osmanlı dönemi gelir. Oysa bu şehrin altında ve üstünde, Osmanlı’dan çok daha eski medeniyetlerin izleri var. Sultanahmet Meydanı’nın tam ortasında yükselen Theodosius Dikilitaşı, bunların belki de en çarpıcısı. Düşünün: ayağınızın dibinde duran bu taş, Roma’dan da, Bizans’tan da, hatta Antik Yunan’dan da eski. İstanbul’da görülecek pek çok yer arasında çoğu kişinin yanından farkında olmadan geçtiği bu anıt, aslında üç bin yılı aşkın bir hikâye taşıyor. Gelin tarihine, taşın üzerindeki yazıların ne anlattığına ve onu nasıl görebileceğinize birlikte bakalım.

Theodosius Dikilitaşı’nın Tarihi

III. Thutmose dönemine ait Theodosius Dikilitaşı’nın tarihi

İstanbul göründüğünden çok daha eski bir geçmişe sahip, ama Theodosius Dikilitaşı bu konuda bambaşka bir kulvarda. Taş yaklaşık 3.400 yıllık. Yani Antik Mısırlılar tarafından MÖ 15. yüzyılda, Firavun III. Thutmose döneminde Karnak Tapınağı için yontulmuş. Yüzyıllarca Mısır’da, Luksor yakınlarında kaldı.

Bizim bugün antik dünyaya duyduğumuz hayranlığa benzer bir merak Romalılarda da vardı; Mısır kültürüne büyük bir değer veriyorlardı. 4. yüzyılda dikilitaşı yerinden söküp İstanbul’a (o zamanki adıyla Konstantinopolis’e) taşıma fikri önce İmparator II. Constantius döneminde gündeme geldi, sonunda I. Theodosius’un emriyle gerçekleştirildi. Taş MS 390 yılında, dönemin at yarışı merkezi olan Hipodrom’a, yani bugünkü Sultanahmet Meydanı’na dikildi. O günden bu yana, yani bin altı yüz yıldan fazladır aynı yerde duruyor.

Theodosius Dikilitaşı’nın Kültürel Önemi

Theodosius Dikilitaşı’nın kültürel ve tarihi önemi

İstanbul’u düşününce çoğu kişinin aklına Osmanlı İmparatorluğu ve Türk kültürü gelir. Bunda haksız da sayılmazlar, çünkü şehrin bugünkü dokusunu en son şekillendiren onlar oldu. Osmanlılar yüzyıllar boyunca kendi mimari ve kültürel dillerini bu şehre işlediler; pek çok kiliseyi camiye çevirdiler, kendi anıtsal yapılarını diktiler. Ayasofya camiye dönüştürülen kiliselerin en bilinen örneği. Süleymaniye Camii ve Topkapı Sarayı ise Osmanlı mimarisinin doruk noktalarından ikisi.

Ama Osmanlılardan önce de buraya damgasını vuranlar vardı. Antik Yunan, Roma ve Bizans, bu konuda ilk akla gelenler. İstanbul’un tarihi boyunca şehir birçok imparatorluğun başkenti oldu, dolayısıyla antik geçmişi yansıtan pek çok yapıyla karşılaşmak mümkün. Theodosius Dikilitaşı bu mirasın en somut parçalarından biri. Üstelik anıt yalnızca İstanbul’un değil, bizzat Antik Mısır’ın tarihine de açılan bir pencere. Bir taşta üç ayrı medeniyetin (Mısır, Roma ve Bizans) izini aynı anda görebilmek, onu hem şehir tarihi hem de dünya tarihi açısından gerçekten değerli kılıyor.

Anıtın Görünümü ve Üzerindeki Yazılar

Theodosius Dikilitaşı’nın üzerindeki Mısır hiyeroglifleri ve Latince yazıt Dror Feitelson, Theodosius obelisk Latin inscription, CC BY-SA 3.0

Dikilitaş başlangıçta çok daha uzundu, ama taşınma ve yüzyıllar içindeki hasarlar sonucu bugün yalnızca üst bölümü ayakta. Şu an yaklaşık 25 metre (~82 fit) yüksekliğinde. Pembe granitten yontulmuş gövdenin dört yüzünde de hiyeroglifler var; bu yazılar III. Thutmose’un, başka bir antik devlet olan Mitanniler’e karşı kazandığı zaferleri anlatıyor.

Asıl ilginç kısım kaidede. Dikilitaşı taşıyan mermer kaide Romalıların eseri ve üzerinde kabartmalar var: imparator I. Theodosius’u ailesiyle birlikte Hipodrom’daki locada izlerken, at yarışlarını ve dönemin yaşamından sahneleri gösteren rölyefler. Kaidede ayrıca taşın yeniden dikilişini anlatan Latince ve Yunanca yazıtlar da bulunuyor. Yani tek bir anıtta üç farklı dilin ve üç farklı çağın yazısı yan yana duruyor.

Theodosius Dikilitaşı Nasıl Ziyaret Edilir?

Sultanahmet Meydanı’nda Theodosius Dikilitaşı’nı ziyaret etmek Jorge Láscar from Australia, Obelisk of Theodosius (8394685988), CC BY 2.0

Güzel haber şu: bu anıtı görmek için ne bilet ne de planlama gerekiyor. Dikilitaş açık havada, Sultanahmet Meydanı’nın (eski Hipodrom’un) tam ortasında duruyor ve gece gündüz, ücretsiz olarak görülebilir. Ulaşımı da kolay; İstanbul’un metro, tramvay ve otobüs hattı ile rahatça gelebilirsiniz. En pratiği T1 tramvay hattındaki Sultanahmet durağı; oradan birkaç dakikalık yürüyüşle meydana varırsınız. Sabahın erken saatleri, kalabalık daha basmadan taşın detaylarını incelemek ve fotoğraf çekmek için en iyi zaman.

Çevrede Görülecek Diğer Yerler

Sultanahmet çevresinde gezilecek tarihi yerler

Theodosius Dikilitaşı tam da İstanbul’un tarihi yarımadasının kalbinde olduğu için, çevresi gezilecek yerlerle dolu. Birkaç adım ötede aynı meydanda Sultanahmet Camii ve Ayasofya var. Biraz yürüyünce Aya İrini (Hagia Irene), Kapalıçarşı ve dinlenmek için ideal Gülhane Parkı sizi bekliyor. Aynı meydanda dikilitaşa eşlik eden iki anıt daha bulunuyor: Örme Sütun ve Yılanlı Sütun. Yani bir günde, birkaç yüz metrelik bir alanda Mısır’dan Bizans’a uzanan bir tarih turu yapabilirsiniz.

Öne Çıkan Görsel Atıfı

Esther Lee, Obelisk of Theodosius, CC BY 2.0