Romantik İstanbul: Mükemmel Buluşma İçin 5 Mekan
İstanbul'da mükemmel bir buluşma yeri mi arıyorsunuz? Romantik İstanbul rehberi ile şehrin en özel çift mekanlarını keşfedin.

İstanbul, imparatorların saray entrikalarını, doğu pazarının baharatlı kokularını ve kavrulan kestanelerin sıcaklığını bir arada barındıran görkemli bir zıtlıklar şehridir. Burada Osmanlı İmparatorluğu’nun mirası Bizans İmparatorluğu’nun mirasıyla, yüksek moda ise Müslüman geleneğinin yüzyıllık kökleriyle iç içe geçer. Laleyle, Türk kahvesiyle ve doğunun nargile büyüsüyle yüklü bu şehir, kimseyi kayıtsız bırakmaz.

Osmanlı İmparatorluğu’nun görkemli başkentinde sizlere sıcak ve romantik bir atmosfer için birkaç ilgi çekici mekan öneriyoruz. Bunlar arasında seyir terasları, tarihi binalardaki restoranlar ve ünlü çatı katı mekanlar yer alıyor.
1. Kız Kulesi Restoranı
Kız Kulesi’ndeki restoranın liderliği, İstanbul’un en romantik yeri unvanını taşımaktadır. Her Türk kadının hayalindeki düğün mekanı olma özelliğini korumaktadır. Kız Kulesi, Yunanlılar tarafından MÖ 5. yüzyılda inşa edilen bir kulenin bulunduğu Boğaz’daki küçük bir adadır. Bu doğu güzeli, tarihin farklı dönemlerinde deniz feneri, hastane, gümrük noktası ve hatta hapishane olarak kullanılmıştır.
Bu simge yapının inşasıyla bağlantılı ilginç bir efsane de anlatılmaktadır. Rivayete göre kule, bir kâhinin 18 yaşından önce öleceğini kehanette bulunduğu sultanın kızı için özel olarak yaptırılmıştır. Kadere meydan okumak isteyen sultan, kızını yalnızca gemiyle ulaşılabilen bu kuleye kapatmış ve onu küçük kaleden dışarı çıkarmamıştır. Kızının 18. doğum günü olan gün sultan, hem kızının yaş gününü hem de kehanetin gerçekleşmediğini kutluyordu. Hediye olarak kızına gönderilen meyve sepetinin içinde bir yılan gizlenmiş; prenses zehirli ısırık sonucu hayatını kaybetmiş, sultan ise kaderin alt edilemeyeceğini anlayarak derin bir hüzne gömülmüştür.

2. Üsküdar İlçesi Sahil Şeridi
Bu bölgede belirli mekanlar önermeyeceğiz; zira tüm sahil şeridi, akşam yürüyüşleri ya da gün batımını izlemek için romantik bir atmosfer sunuyor. Yerel halk, deniz kıyısı boyunca küçük kafeler kurmuş; alçak sandalyeli bu mekanlarda menüde yalnızca içecekler yer alıyor. Elma çayını ya da gözlerinizin önünde hazırlanan geleneksel Türk çayını mutlaka deneyin (sahilde, özel ateşle su ısıtan özel semaver benzeri aparatlar kullanılıyor).
Sahil boyunca çok sayıda nargile kafe de yer alıyor; yumuşak yastıklara gömülüp deniz dalgalarının sesini dinleyerek martılara bakıyor ve kaliteli tütünü yudumlarken kendinizi gerçek bir doğu masalının içinde hissediyorsunuz.

3. Del Mare Restaurant
Boğaz Köprüsü’nün nefes kesen panoramik manzarasına sahip Del Mare balık restoranı, 1800’lerde inşa edilen ve başlangıçta fil ahırı olarak kullanılan bir binada yer almaktadır! 1900’lerden itibaren alkol üretim fabrikasına dönüştürülen bina daha sonra restore edilerek restorana çevrilmiş; 2014’te İstanbul’un Anadolu yakasının en iyi balık restoranı seçilerek son dört yılda pek çok Avrupa ödülü kazanmıştır.
Restoran şehrin Anadolu yakasında yer alıyor; ancak Kuruçeşme iskelesinden hareket eden küçük motorlarla Avrupa yakasından da ulaşmak mümkün (önceden masa rezervasyonu yaptırırsanız bu transfer ücretsizdir). Burada marine levrek, geleneksel meze tabakları ve ızgara ahtapotu mutlaka deneyin.

4. Galata Kulesi’nin Tepesindeki Restoran
Bu ziyarette, ünlü restoranda akşam yemeği yiyecek ve şehrin en yüksek kulesinin (66 m yüksekliğindeki Galata) tepesinden İstanbul’un gece manzarasını, Haliç panoramasını izleyeceksiniz. Restoran saat 24.00’a kadar açık; seyir terasına ise 20.00’ye kadar çıkabilirsiniz.
Cazibesi ve popülaritesi nedeniyle burada genellikle kalabalık oluyor; bu yüzden restoranın son saatlerini, yani 21.00 sonrasını tercih etmenizi öneririz. Ancak restoranı gündüz ziyaret ederseniz seyir terasından güzel fotoğraflar çekebilir ve ardından restoranda hafif bir şeyler yiyebilirsiniz; üstelik buradaki tatlılar gerçekten muhteşem (özellikle karamel soslu geleneksel kek Trileçe’yi mutlaka deneyin)!
Kule 5. yüzyılda inşa edilmiş ve sürekli yaşanan depremler nedeniyle defalarca yenilenmiştir. Başlangıçta ahşap bir deniz feneri olarak yapılan kule, sonradan taş bir kale-kuleye dönüştürülmüş ve bugünkü görünümüne ancak 1937 yılında kavuşmuştur.

5. Sapphire Gökdeleni
Güzel doğu kökenli bir isim taşıyan Sapphire gökdeleni, dikeyiyle birlikte 261 metreye ulaşan yüksekliği ve 64 katıyla dikkat çekiyor; katların 10’u yer altında, 54’ü ise zemin üzerinde konumlanıyor. Bu boyutları cam devi Avrupa’nın en yüksek binaları arasına (2011) sokmuştur. Seyir terası 52. kattadır ve 236 metre yükseklikte yer alır.
Giriş ücretli olmasına karşın her zaman çok sayıda turist ağırlayan bu noktada, terrasdaki en etkileyici kareler kuzey tarafından elde ediliyor. Buradan, Boğaz Boğazı’nın Karadeniz ile birleştiği noktadan Marmara ile buluştuğu yere kadar uzanan tüm manzaraya hakim olabiliyorsunuz.

https://www.youtube.com/watch?v=QFq2ammDPgg
