Mısır Çarşısı: Tarihi, Ziyaret Rehberi ve Ne Alınır
Mısır Çarşısı'nın tarihi, çalışma saatleri, Eminönü'ne ulaşım ve baharattan lokuma ne alınacağına dair pratik İstanbul gezi rehberi.

İstanbul, gezecek yer konusunda insanı seçim yapmakta zorlayan bir şehir. Fatih tarafındaysanız tarihi mekânları sırayla görerek dolu dolu bir gün geçirebilirsiniz. Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Gülhane Parkı hep bu çevrede. Eski şehrin kalbi sayılan bu bölgede aynı zamanda İstanbul’un en ünlü iki çarşısı da bulunuyor. Bunlardan biri olan Mısır Çarşısı, Eminönü’ne gelen hemen herkesin uğradığı bir durak. Bu yazıda çarşının tarihini, nasıl ziyaret edileceğini ve içeride neler alabileceğinizi anlatıyorum.
Mısır Çarşısı’nın tarihi

İstanbul’da ticaret hep merkezi bir rol oynamış. Bazı kaynaklara göre Mısır Çarşısı inşa edilmeden önce aynı yerde bir Bizans pazarı varmış. Şehrin en ünlü kapalı çarşılarından olan bu yapının inşaatı 1660’ta başladı. Yaptıran kişi, Sultan IV. Mehmed’in annesi Turhan Sultan’dı. Ancak aynı yıl çıkan büyük yangın inşaatı bir süre kesintiye uğrattı.
Çarşı, Mimar Mustafa Ağa’nın gözetiminde 1664’te tamamlandı. İnşaata başlangıçta “Yeni Çarşı” ya da “Valide Çarşısı” deniliyordu. Zamanla “Mısır Çarşısı” adıyla anılmaya başlandı; çünkü yapının finansmanında Mısır’dan gelen vergi gelirleri kullanılmıştı. Tarihi boyunca iki büyük yangın geçiren ve çeşitli hasarlar gören çarşı, 1940-1943 yılları arasında İstanbul Belediyesi tarafından kapsamlı bir restorasyondan geçti. Bugün hâlâ ziyaretçilerle dolup taşan, şehrin en canlı tarihi mekânlarından biri.
Kapalıçarşı ile Mısır Çarşısı aynı yer mi?

İkisi de kapalı çarşı olduğu ve birbirine yakın oturduğu için sık sık karıştırılıyorlar. Oysa farklı yerler. Kapalıçarşı çok daha büyük ve sokaklarıyla bir labirent gibi; Mısır Çarşısı ise daha küçük, L biçiminde tek bir ana koridor etrafında kurulu. İkisini aynı gün gezmek mümkün, çünkü aralarında kısa bir yürüyüş mesafesi var. Eğer baharat, lokum ve yöresel lezzet peşindeyseniz rotanıza Mısır Çarşısı’nı, kuyum ve halı gibi ürünler için Kapalıçarşı’yı koyabilirsiniz.
Mısır Çarşısı ziyarete değer mi?

Herkesin bir şehirden beklentisi farklı. Ama İstanbul’a tarihi ve renkli mekânları görmeye geldiyseniz Mısır Çarşısı’na uğramanızı öneririm. Yüksek tavanlı kemerleri, baharatların kokusu ve tezgâhların renkleri arasında dolaşmak başlı başına bir deneyim. Üstelik hediyelik eşyadan yöresel ürünlere kadar pek çok şeyi tek bir yerde bulabilirsiniz. Kalabalığı sevmiyorsanız sabahın erken saatlerinde gitmek daha rahat olur.
Mısır Çarşısı’na nasıl gidilir?

Çarşıya ulaşmak için İstanbul’daki ulaşım seçeneklerinin neredeyse hepsini kullanabilirsiniz. Anadolu yakasındaysanız Eminönü’ne vapurla geçmek hem hızlı hem keyifli. Avrupa yakasında ise Bağcılar-Kabataş tramvay hattıyla gelip Eminönü durağında inmeniz yeterli. Eminönü’ne giden otobüsler de bir başka seçenek.
Konum son derece merkezi olduğu için buraya ulaşmakta zorlanmazsınız. Yine de çalışma saatlerine dikkat edin. Çarşı resmi tatiller dışında her gün açık; hafta içi genellikle sabah 8’den akşam 7’ye kadar hizmet veriyor, hafta sonu saatleri biraz değişebiliyor.
Mısır Çarşısı’nda ne alınır?

Çarşıya girer girmez sizi karşılayan ilk şey baharat tezgâhları olur. Köri, sumak, çörek otu, çeşit çeşit biber pulu ve bitki çayları her renkten yığınlar halinde dizilidir.
Bunun yanında türlü çeşit Türk lokumu, kahve, kuruyemiş ve yöresel gıdalar da satılıyor. İstanbul gezinizi hatırlatacak küçük hediyelikler için de iyi bir adres. Pazarlık burada yaygın bir gelenek, bu yüzden özellikle birden fazla ürün alacaksanız fiyat üzerine biraz konuşmak gayet normal karşılanır.
Çevredeki diğer gezilecek yerler

Burası eski şehrin merkezi olduğu için çevrede görülecek yer eksik olmuyor. Daha önce saydığım mekânların yanı sıra Süleymaniye Camii de mutlaka görülmesi gereken yapılardan. Çarşının hemen yanı başındaki Yeni Cami, dışarı çıktığınızda ilk göreceğiniz görkemli yapı olur. Biraz yürürseniz Galata Köprüsü üzerinden karşıya geçip Galata Kulesi yönüne de ilerleyebilirsiniz. Yani Mısır Çarşısı’nı genellikle tek başına değil, dolu dolu bir Eminönü gününün parçası olarak düşünmek daha mantıklı.
