İstanbul'da Nereye Gidilir: Yalnızca Yerel Halkın Bildiği Yerler
İstanbul'da nereye gidilir? Yalnızca yerel halkın bildiği kafeler, müzeler, barlar ve kitapçılar gibi rota dışı mekânlar burada.

İstanbul, herkesin “ben oraları gördüm” dediği şehirlerden. Ama klasik rotanın biraz dışına çıkınca, çoğu turistin haberinin bile olmadığı köşeler hâlâ duruyor. Bu yazıda işte o tür yerleri topladım: yerel halkın gittiği, rehber kitaplarda nadiren geçen kafeler, müzeler, dükkânlar ve barlar.

Balkon Cafe Bar (Beyoğlu)
Güzel bir terasta, sakin bir atmosferde akşam geçirmek isteyenler için Balkon Cafe Bar iyi bir seçenek. Akşamları daha çok genç yerel kitlenin geldiği, hoş müziğin çaldığı ve Boğaz manzarasının açıldığı bir yer. Menüsü klasik ama derli toplu: salatalar, hafif atıştırmalıklar, sıcak yemekler, et yemekleri ve Türk mutfağından tatlılar. Yanında genelde taze meyve de bulunuyor.

Nail Kitabevi (Üsküdar)
İstanbul rehberlerinde yüzlerce hediyelik eşya dükkânı, antikacı ve tatlıcı sayılır da kitapçılar nadiren anılır; bu da biraz haksızlık. Nail Kitabevi, hem güzel yayınlar bulabileceğiniz hem de oturup okuyabileceğiniz, hatta bir şeyler karalayabileceğiniz sessiz, sıcak bir kitapçı. Atmosferi samimi: yumuşak köşeleri, sandalyeleri var; elinizde bir kitap ve bir fincan çayla burada oturmak gerçekten keyifli. Sıcak ve soğuk içeceklerle tatlı sunan küçük bir kafe alanı da var.

Çiçek İşleri (Tophane/Beyoğlu)
Burası, seyahatlerinden magnet ve şeker kutusundan fazlasını getirmek isteyenler için. Çiçek İşleri, tasarımcıların ürettiği özgün parçalarla dolu bir modern mobilya ve dekorasyon dükkânı. Sandalyeler, yastıklar, bardak altlıkları, tabaklar, ahşap objeler, aynalar, saatler, mücevher kutuları ve daha bir sürü sıra dışı dekorasyon eşyası var. Çoğu doğal malzemeden ve el yapımı. Eve özgün bir şey arıyorsanız bakmaya değer.

La Mancha (Kuruçeşme)
Türk mutfağından biraz uzaklaşmak isteyenler La Mancha’ya uğrayabilir. İtalyan, İspanyol ve Fas mutfağından yemekler sipariş edip Boğaz manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. Gidenler restoranın kalitesini şehrin en iyi mekânlarıyla aynı seviyede tutuyor. Özellikle trüf yağlı ve parmesanlı makarna ile mekânın imza tabağı “The Black Plate” öne çıkanlar arasında; bu tabakta çeşitli tapaslar bir arada geliyor. İçki listesi farklı Avrupa ülkelerinin şaraplarıyla zengin; daha sıra dışı bir şey isteyenler kavun ve ananaslı martiniyi deneyebilir.

Fotoğraf Müzesi (Fatih)
İstanbul fotoğraflarda çok iyi duran bir şehir. Telefonunuzun hafızasını manzaralarla doldurmadan önce Fotoğraf Müzesi’ne uğramak fena fikir değil. Türkiye’de fotoğrafçılığın nasıl geliştiğini buradan izleyebilirsiniz: ilk yıpranmış kareler, savaş dönemi çekimleri ve her tür, renk ve biçimden modern fotoğraflar. Müze modern bir yapıda ve daha popüler eski müzelere kıyasla genellikle pek kalabalık olmuyor; rahatça gezmek isteyenler için artı.

Vefa Bozacısı (Fatih)
Bu yeri çok az turist biliyor, çünkü daha çok geleneğin ve alışılmadık tatların meraklılarına hitap ediyor. Vefa Bozacısı 1876’da açılmış, şehrin en eski işletmelerinden biri. Buradaki başrol bozada: buğday, irmik, şeker ve üstüne serpilen kavrulmuş tarçınla yapılan bu geleneksel içeceği mutlaka deneyin. Bozanın yanında bir düzineye yakın içecek ve ikram daha hazırlanıyor: üzüm şırası, süt ve şekerden yapılan sahlep, Osmanlı şerbeti, demirhindi şerbeti ve fazlası. İçeride nar ya da limon ekşisi ve çeşitli sirke türleri de satılıyor. Mekân şehrin eski dokusuna uygun iç mekânını korumuş; içerisi son derece sakin ve atmosferik. Vefa Bozacısı tek bir aile tarafından işletiliyor ve tarifler kuşaktan kuşağa aktarılıyor.

Masumiyet Müzesi (Beyoğlu)
“Tek bir kitabın müzesi” diye de anılıyor, çünkü 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” romanından doğdu. Müze, Çukurcuma’nın eski sokaklarından birindeki küçük bir binada. Tıpkı roman gibi müze de melankoli, özlem ve geride kalan bir aşkın hüznüyle dolu. Sergide romanın başkişileri Kemal ve Füsun’un kişisel eşyaları yer alıyor; yazarın şehrin bit pazarlarında ve çarşılarında uzun süre topladığı nesneler bunlar. Kemal’in içtiği yüzlerce sigara izmariti, giysi parçaları, eski tabaklar, oyuncaklar, makbuzlar ve takılar da burada. Sıra dışı mekânları ve edebiyatı sevenler için harika bir durak.

Madam Despina (Şişli)
Tarihe tanıklık etmiş bu meyhane, şehrin “ilk kadın meyhane işletmecisi” olarak anılan Madam Despina’ya ait. Kurtuluş’un son durağında yer alan Despina hem restoran hem de küçük bir müze gibi. 1946’dan bu yana İstanbul’un gece hayatının köklü adreslerinden biri; menüsünde yaklaşık 25-30 çeşit meze bulunuyor. Rum usulü hazırlanan “pilaki” hâlâ Madam’ın tarifiyle yapılıyor.

Gizli Kalsın (Sarıyer)
İstanbul’un en bilinen gizli barlarından biri, Emirgan’da bir pizzacının buzdolabının arkasına saklanmış. Gizli Kalsın’a girenler genelde yeri arkadaşlarına fısıltıyla tarif ediyor. Emirgan sahilindeki bu konsept bara, üç masalı küçük pizzacının içindeki buzdolabının kapısından geçerek ulaşılıyor; içeride keşfettiğinizde hoş bir sürpriz duygusu veriyor.

Mola Aşkı Terası (Fatih)
Fark edilmeden kalmayı başaran köşelerden biri de Mola Aşkı Terası. Etrafa dikkatle bakarsanız, birçok tarihî mekânı yukarıdan görebileceğiniz az sayıdaki yerden biri olduğunu anlarsınız. Burada en iyisi özel çaylarından içmek; 40 kadar farklı malzemeyle hazırlanan çay menüsünden seçim yapmak başlı başına keyifli.

Bi Nevi Deli (Beşiktaş)
Samimi ve rahat atmosferiyle Bi Nevi Deli, Beşiktaş’ın küçük ama keyifli köşelerinden. Köpek, at ve kedi fotoğraflarıyla süslü bu hayvansever mekânda kahve ve keklerini denemeye değer; hafta sonu uzun kahvaltı saatleriyle brunch sevenler için de uygun. Tatlılarını eğlenceli isimlerle sunan mekânda “Bi Nevi Deli Saçmalık” ve “Bi Nevi Mozaik” keklerini deneyebilirsiniz. Vegan seçenekler ve Petra Roasting Co. kahveleri de mekânın artıları arasında.

Bonus: Avam Coffeehouse (Beyoğlu)
Taksim’in bir yan sokağına gizlenmiş Avam Coffeehouse, ilk bakışta “burası nasıl bir yer?” dedirtir. İçeri girme kararınızı eski tarz dekore edilmiş masalar ve duvarlar etkiliyor. Buradaki her şey eski, ortam nostalji kokuyor; eski evlerin duvarlarından çıkmış gibi duran tablolarla dolu bir resim duvarı var. Dekoruna alıştıktan sonra ikinci dikkatinizi çekecek şey meşhur sodalı içecekleri olacak. Burası tam bir soda mekânı; yaklaşık 20 çeşit soda bulunuyor.

İstanbul’u defalarca gezmiş olsanız bile bu tür yerler şehrin neden hiç bitmediğini hatırlatıyor. Bir dahaki gelişinizde klasik listeyi bir kenara bırakıp bunlardan birkaçını rotanıza ekleyin; çoğu zaman en güzel anılar tam da bu rota dışı köşelerden çıkıyor.
