İstanbul'da Yapılacak En İyi Aktiviteler
İstanbul'a gelip ne yapacağınızı mı düşünüyorsunuz? Vapur turundan adalara, kumpirden Galata Kulesi'ne şehrin en keyifli aktiviteleri bu rehberde.

İstanbul’da yapacak iş hiç bitmez. Tarih, deniz, yemek ve doğa birbirine öyle geçmiş ki bir günde bile şehrin yarısını ancak görürsünüz. Aşağıdaki liste, bir İstanbulluya “arkadaşım geliyor, nereye götüreyim” diye sorsanız alacağınız cevapların en dürüst hali. Hepsi denenmiş, hepsi ayakta. Sıralamayı bir gezi planı gibi de okuyabilirsiniz: kuzeyden güneye, Avrupa’dan Anadolu’ya.
1. Vapurla Boğaz’ı geçin
Boğaz hattında çalışan vapurlardan birine binmek, İstanbul’da yapabileceğiniz en güzel, en ucuz ve en keyifli şey. Anadolu yakasındaysanız Kadıköy-Beşiktaş vapuruna binip Boğaz’ın ortasından Haydarpaşa Garı’nı, Dolmabahçe ve Topkapı saraylarını, Galata Kulesi’ni ve kıyıdaki yalıları seyredebilirsiniz. Avrupa yakasındaysanız aynı hattı bu sefer Beşiktaş’tan binerek yapabilirsiniz. Vapura binmeden bir simit alıp güvertede martılara atmayı unutmayın, bu ufak ritüel turun yarısı sayılır.

2. Ortaköy Camii’nin karşısında kumpir yiyin
İstanbul deyince akla gelen ilk görüntülerden biri, Ortaköy Camii ile arkasındaki köprünün yan yana durduğu o kareler. Meydanın girişine sıralanmış büfelerden istediğiniz malzemelerle hazırlanan bir kumpir alıp bu manzaranın karşısında oturmak şart. Çevredeki kafelerde çay içip tavla oynayabilir, meydanda dolaşabilirsiniz. Ortaköy hafta sonu kalabalık olur, biraz erken gitmek rahat eder.
3. Kuruçeşme-Bebek arasında yürüyün
Boğaz kıyısındaki en keyifli yürüyüş güzergahı Kuruçeşme-Arnavutköy-Bebek-Rumeli Hisarı hattı. Yaklaşık bir saatte tamamlar, bu sırada Boğaz’ı doya doya seyredersiniz. Yol üstünde, suya sıfır konumlanmış Kuruçeşme Parkı ve Bebek Parkı’nda mola verebilirsiniz. Bebek molasından önce semtin küçük dondurmacısından bir top dondurma almak ya da o ünlü manzaraya karşı Bebek’te bir kahve içmek günü tamamlar.
4. Lale zamanında Emirgan Korusu’na gidin
Emirgan Korusu, özellikle lalelerin açtığı nisan-mayıs döneminde şehrin en görsel duraklarından biri. İstanbulluların hafta sonu kalabalıktan kaçıp soluklandığı yeşil alanların başında gelir. Renkli çiçeklerin arasında fotoğraf çekebilir, piknik yapabilir, korudaki üç köşkten birinde kahvaltı ya da öğle keyfi yapabilirsiniz.
5. İstiklal Caddesi’ni ve Balık Pazarı’nı keşfedin
Şehirde mutlaka iki yer görün deseler önce Ortaköy, sonra İstiklal derim. Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Lisesi’ne kadar İstiklal boyunca yürüyebilir, iki yandaki kafelere ve butiklere göz atabilirsiniz. Beyoğlu’nun köklü çikolatacılarından fındıklı çikolata almayı atlamayın. Galatasaray Lisesi’nin karşısındaki Balık Pazarı’na sapıp girişteki köklü kokoreççilerden birinde hızlıca midye ya da kokoreç yiyebilir, hemen yanındaki Nevizade Sokak veya Çiçek Pasajı’nda bir şeyler içebilirsiniz.
6. Madame Tussauds’da balmumu ünlülerle fotoğraf çekin
Taksim’deyken İstiklal’deki balmumu heykel müzesi Madame Tussauds’a uğrayabilirsiniz. Arda Turan ve Hidayet Türkoğlu’ndan Einstein ve Leonardo da Vinci’ye, Zeki Müren’den Madonna’ya kadar pek çok yerli ve yabancı ismi yakından görür, Instagram için eğlenceli kareler yakalarsınız. Çocuklu aileler için keyifli bir mola noktası.

7. Galata Kulesi’ne çıkın
İstanbul’a turist olarak da gelseniz, kendi şehrinizde turist gibi gezmek isteseniz de Galata ve çevresini keşfetmek listenin başında olmalı. Bölge son yıllarda epey güzelleşti, sokakları ve kafeleriyle gözde bir semte dönüştü. Dünyanın en eski kulelerinden biri olan Galata Kulesi’ne çıkıp Haliç’i ve Boğaz’ı panoramik olarak izleyebilirsiniz. Giriş ücreti her yıl güncelleniyor, gitmeden önce kontrol edin; müze kartı burada geçmiyor.

8. Mısır Çarşısı’nı gezin, Eminönü’nde balık ekmek yiyin
Bir zamanların en önemli ticaret merkezi Eminönü hâlâ canlı bir alışveriş noktası. Mısır Çarşısı’ndaki baharat ve kuru meyve dükkanlarında gezindikten sonra sahildeki teknelerden balık ekmek alabilirsiniz. Karşınızda Galata Kulesi manzarasıyla balık ekmeğinizi yer, ardından Galata Köprüsü’nde olta atan balıkçıları izleyebilir ya da köprü altındaki kafelerde bir çay içebilirsiniz.

9. Rahmi Koç Müzesi’nde nostaljik araçlara binin
Eminönü’nden Haliç boyunca ilerleyince şehrin en sevilen müzelerinden Rahmi Koç Müzesi karşınıza çıkar. 1994’te açılan, Türkiye’nin endüstri, ulaşım ve iletişim tarihine adanmış ilk büyük müzesi burası. Nostaljik Fenerbahçe vapurunu gezebilir, tarihi tramvay ve trenlere binebilir, klasik otomobilleri yakından inceleyebilirsiniz. Çocuklarla gidilebilecek en keyifli müzelerden.

10. Pierre Loti Tepesi’nde salep için
Haliç’in ucuna kadar gelip eski İstanbul ruhunu yaşatan Eyüp semtini ve Eyüp Sultan Camii’ni gezebilirsiniz. Köklü esnaftan bir tabak kıymalı börek yedikten sonra teleferikle ya da yürüyerek Pierre Loti Tepesi’ne çıkın. Tepedeki tarihi kahvede Haliç manzarasına karşı salep ya da Türk kahvesi yudumlamak, şehrin en huzurlu anlarından biri.

11. Miniatürk’te minyatür eserleri gezin
Türkiye ve Osmanlı coğrafyasına ait yüzden fazla maketin sergilendiği Miniatürk’te Ayasofya’dan Selimiye’ye, Rumeli Hisarı’ndan Galata Kulesi’ne, Safranbolu evlerinden Nemrut Dağı’na kadar pek çok eseri tek seferde görebilirsiniz. Maket köprünün üzerinden yürürken minik Beylerbeyi Sarayı’na el sallamak çocukların hoşuna gider.

12. Yerebatan Sarnıcı’nı gezin
Tarihi Yarımada gezisi İstanbul’da olmazsa olmaz. Sultanahmet Meydanı’ndaki Alman Çeşmesi, Mısır Dikilitaşı, Örme Sütun ve Yılanlı Sütun’u gördükten sonra Bizans döneminden kalma Yerebatan Sarnıcı’na inebilirsiniz. Loş ışıkta sıralanan sütunların ve ünlü Medusa başlarının arasında dolaşmak başlı başına bir deneyim; bazı dönemlerde sarnıçta sergiler de düzenleniyor.

13. Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nde köfte yiyin
Yerebatan’dan çıkınca altı minaresiyle ünlü Sultanahmet Camii’ni hem dışından hem içinden görmek gerek. Acıktıysanız Tarihi Sultanahmet Köftecisi tam karşınızda. Köfte ve piyaz yemeden buradan ayrılmak eksik kalır. Sultanahmet’te aynı adı taşıyan pek çok dükkan var; orijinalini arıyorsanız “Tarihi Sultanahmet Köftecisi Selim Usta” tabelasını arayın.

14. Ayasofya’yı ziyaret edin
Havada asılı duruyormuş gibi görünen kubbesi, oymalı mermer sütunları ve mozaikleriyle Ayasofya, sanat ve mimarlık tarihinin en önemli yapılarından biri. İstanbul’da en çok ziyaret edilen yerlerin başında gelir. İçeri girdiğinizde mekanın ölçeği insanı gerçekten şaşırtıyor; sabah erken saatler kalabalıktan kaçmak için en uygunu.

15. Vialand’da eğlence parkının tadını çıkarın
Türkiye’nin ilk büyük tema parklarından Vialand; alışveriş merkezi, restoranlar, sinema ve eğlence ünitelerini bir arada barındıran dev bir kompleks. Her yaşa hitap eden yirmiden fazla ünitesi var. En iddialısı raylar üzerinde yüksek hızla giden hız treni. SpongeBob, Crazy River ve Viking gibi üniteler ise çocukların en sevdikleri. Bütün bir günü buraya ayırabilirsiniz.

16. Salacak’ta Kız Kulesi’ne karşı çay için
Boğaz’ın ortasındaki konumuyla Kız Kulesi şehrin en bilinen simgelerinden. Restorasyonu tamamlanan kuleye Salacak ve Üsküdar’dan kalkan teknelerle ulaşabilirsiniz. Daha sade bir keyif arıyorsanız Salacak sahilindeki merdiven kafelerinde kuleye karşı simitli çay içmek de en az kadar güzel. Gün batımı saatlerini denk getirin.

17. Caddebostan sahilinde piknik yapın
Bağdat Caddesi’nin sahil şeridinde, Caddebostan’dan Fenerbahçe’ye uzanan geniş ve bakımlı bir kıyı düzenlemesi var. Hafta sonu örtünüzü ve katlanır sandalyenizi alıp günün her saatinde rahat bir piknik yapabilirsiniz. Yürüyüş, koşu ve bisiklet için de Anadolu yakasının en sevilen rotalarından.

18. Anadolu Kavağı’nda Yoros Kalesi’ne çıkın
Yoros Kalesi ve Anadolu Kavağı, Anadolu yakasının en keyifli günübirlik rotalarından. Kaleyi gezip tepeden Boğaz’ın Karadeniz’e açıldığı manzarayı izleyebilirsiniz. Kaleden köye inen yamaçta, basamak basamak konumlanmış kafelerde panoramik manzaraya karşı kahvaltı yapabilir, köyde dondurma, balık ekmek ya da waffle yiyebilirsiniz.

19. Mihrabat Korusu’nda kahvaltı yapın
Kanlıca sırtlarındaki Mihrabat Korusu, Anadolu yakasının en güzel korularından. Üç kilometrelik orman yürüyüş rotası ve karşı kıyıda Ortaköy’e, Rumeli Hisarı’na ve İstinye Koyu’na uzanan bir Boğaz manzarası sizi bekliyor. Çam kokusuyla karşılanırsınız; koruda kahvaltı da servis ediliyor.

20. Kanlıca’da yoğurt yiyin
Boğaz kıyısının tarihi semtlerinden Kanlıca’da yoğurt yemek köklü bir gelenek. İskelenin hemen yanındaki çay bahçesinde sipariş edeceğiniz meşhur Kanlıca yoğurdu klasik haliyle pudra şekeriyle servis ediliyor; bal, reçel ve pekmezli çeşitleri de var. Vapurla gidip iskelede bir kase yoğurt yemek başlı başına bir gezi sebebi.

21. Büyükada’da bisiklet kiralayın
İstanbul’da yapılacaklar düşünülünce akla ilk gelenlerden biri adalar, özellikle de Büyükada. Adaya Kadıköy, Bostancı, Eminönü ya da Beşiktaş’tan kalkan vapurlarla günübirlik gidebilirsiniz. Kalabalık vapur tarifesine takılmadan, kendi programınıza göre adaları gezmek isterseniz özel bir Adalar yat turu da güzel bir seçenek. Varır varmaz bir dondurma alıp gezmeye başlayabilir, çarşıdan bisiklet kiralayıp Küçük Tur güzergahına çıkabilirsiniz. Küçük çocuklu aileler için koltuklu bisikletler de var. Adanın ahşap köşklerinin önünden geçerken zamanda geriye gitmiş gibi hissedersiniz.

22. Çengelköy’de börek alıp çay bahçesine gidin
Çengelköy denince akla ilk gelen yer, Boğaz’la iç içe konumu ve tarihi çınarların gölgesindeki bahçesiyle Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi. Türkiye genelinde şubeleri olan Çengelköy Börekçisi’nden bir börek alıp çay bahçesinde Boğaz manzarasına karşı yemek epey keyifli. Börekçinin tam buğday unlu, cevizli ve peynirli böreği en sevilenlerinden.

23. Polonezköy’de doğanın içinde yiyip için
İstanbul’un arka bahçesi sayılan Polonezköy, yeşilin korunduğu az sayıdaki yerden. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nden Kavacık sapağına dönüp Acarkent’i geçtikten sonra Polonezköy tabelalarını takip ederek ulaşılır. Köyde pek çok kahvaltı ve mangal yeri var. Güzel bir yürüyüşün ardından kahvaltı yapabilir, etten salataya kadar her şeyi kendiniz mangalda pişirebilir, çimenlere ya da hamaklara uzanıp güneşin tadını çıkarabilirsiniz.

Liste uzun görünebilir ama hepsi birbirine yakın duraklardan oluşuyor. Avrupa yakasında bir gün Ortaköy-Bebek-Emirgan hattını, Anadolu yakasında bir gün Çengelköy-Kanlıca-Anadolu Kavağı hattını, üçüncü gün de Tarihi Yarımada’yı planlarsanız şehrin bütün renklerini görmüş olursunuz.
