İstanbul'un Ünlü Lezzetleri ve Hangi Semtte Yenir
Balık ekmekten Kanlıca yoğurduna, İstanbul'un ünlü lezzetlerini hangi semtte yiyeceğinizle birlikte anlattık. Şehrin tat haritası bu yazıda.

Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan İstanbul, tarih boyunca Roma’dan Bizans’a, Latin İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yaptı. Bütün bu katmanlar şehrin mutfağına da sindi. İstanbul’da yemek, çoğu zaman semte bağlıdır: bir lezzeti asıl yerinde, kendi mahallesinde yemenin tadı bambaşka olur. Aşağıda şehrin en bilinen tatlarını, hangi semtte aramanız gerektiğiyle birlikte topladım.

Balık Ekmek (Eminönü)
Eminönü’nde vapur iskelelerinin yanından geçerken ızgara balık kokusu sizi durduruyor. “Balık ekmekte ne var ki?” demeden önce bir tane denemekte fayda var; taze ekmeğin arasındaki ızgara balık, biraz soğan ve limonla beklediğinizden çok daha doyurucu. Aynı bölgedeki turşucularda kavanozdan bir bardak turşu suyu içmek de bu deneyimin geleneksel tamamlayıcısı.

Yoğurt (Kanlıca)
Boğaz’ın Anadolu yakasındaki Kanlıca, adını yoğurduyla duyurmuş bir semt. Buranın yoğurdu kıvamlı ve hafif ekşidir; üzerine serpilen pudra şekeriyle birlikte yenir. Kanlıca’ya vapurla gidip iskele meydanındaki çay bahçelerinden birinde bir kâse yoğurt yemek, Boğaz gezisinin küçük ama unutulmaz duraklarından biri.

Kahve (Pierre Loti)
İstanbul’a tepeden bakarak kahve içmek isterseniz Eyüp’teki Pierre Loti tepesine çıkın. Eyüp Sultan’ın yanından kalkan teleferik sizi birkaç dakikada yukarı taşıyor. Yukarıdaki kahvehanelerden Haliç’in kıvrımını seyrederek bir fincan Türk kahvesi yudumlamak, özellikle gün batımına denk getirildiğinde çok keyifli.

Beyoğlu Çikolatası (Beyoğlu)
Beyoğlu’nun ara sokaklarında dolaşırken çikolata kokusu peşinizi bırakmıyor. Semtin köklü çikolatacıları yıllardır aynı kıvamı koruyor. Bir kutu alıp yürürken atıştırmak ya da hediye götürmek için ideal; ama uyarayım, bir tane yemekle kalmak zor.

Kumpir (Ortaköy)
Ortaköy meydanında, camiyle köprünün arasında sıralanan kumpir tezgahları neredeyse bir gelenek. İri bir fırın patatesinin içi tereyağı ve kaşarla ezilir, sonra zeytinden mısıra, sosisten turşuya kadar istediğiniz malzemeyle doldurulur. Hem turistlerin hem semtten geçen İstanbulluların vazgeçemediği, tek başına doyurucu bir öğün.

Sarıyer Böreği (Sarıyer)
Türkiye’de börek çeşidi saymakla bitmez, ama Sarıyer böreğinin yeri ayrıdır. İnce ince açılan katmanlı hamuru ve bol iç harcıyla tanınır. Peynirli, kıymalı, ıspanaklı ve patatesli çeşitleri var; Sarıyer’in sahil hattında dolaşırken sıcak bir dilim almak en doğrusu.

Köfte (Sultanahmet)
Sultanahmet köftesi, ızgarada pişen sade ama lezzetli bir klasik. Semtin en eski köftecisi, 1920’de açılan Tarihi Sultanahmet Köftecisi Selim Usta’dır. Yanında piyaz, közlenmiş biber ve irmik helvasıyla servis edilir. Ayasofya ve Sultanahmet’i gezdikten sonra bu civarda öğle yemeği yemek pratik bir seçim.

Midye Dolma
Midye dolma, İstanbul’un en yaygın sokak lezzetlerinden. İçi baharatlı pilavla doldurulmuş midyenin üzerine limon sıkılıp tek lokmada yenir. Kalite tezgahtan tezgaha değişebilir, o yüzden kalabalık ve hızlı dönen yerleri tercih etmek iyi olur. Beyoğlu’nda dolaşıyorsanız Balık Pazarı girişindeki tezgahlar bilinen adreslerden.

Boza (Vefa/Fatih)
Boza denince akla ilk Vefa gelir. Kış aylarında içilen bu koyu, hafif ekşi ve mayalı içecek, Vefa’daki tarihi Vefa Bozacısı’nda 1876’dan beri üretiliyor. Üzerine tarçın serpilip yanında leblebiyle ikram edilir. Soğuk bir akşam, eski semtin taş binaları arasında içilen bir bardak boza, başka hiçbir yerde aynı tadı vermiyor.

