IstanbulJoy
İstanbul Yaşamı

İstanbul'un Renkli Arka Sokakları

Cihangir'den Balat'a, İstanbul'un arka sokaklarındaki en güzel kahvaltı, akşam yemeği ve kahve mekanlarını bu rehberde keşfedin.

İstanbul'un renkli arka sokaklarında bir kafe köşesi

Tarihi Yarımada’dan Boğaz’a, Karaköy’den Adalara kadar İstanbul’un her köşesi başka bir şey saklıyor. Bu şehirde herkesin kendini iyi hissettiği, oturup vakit geçirmekten keyif aldığı bir köşe mutlaka var. Bu köşelerin en güzelleri de genellikle ana caddelerde değil, arka sokaklarda çıkıyor karşınıza.

İstanbul’un arka sokaklarında renkli bir cephe

Çantanızı alın ve yürüyün. Özellikle tek başınıza keşfetmeyi seviyorsanız, arka sokaklar denince ilk akla gelen semtler Cihangir, Üsküdar, Balat, Galata ve Moda oluyor. Rutinden çıkıp farklı güzergahlarda dolaşmak isterseniz, aşağıdaki mekanlar iyi bir başlangıç listesi.

Kahvaltı

Cafe Firuz (Cihangir)

Cafe Firuz, Cihangir’in tam merkezinde, sevilen küçük mekanlardan biri. En yakın arkadaşlarınızla da tek başınıza da rahat edebileceğiniz bir yer. Çoğu kişi bahçeyi tercih ediyor; öyle huzurlu ki kışın bile orada oturmak iyi geliyor.

Sıcak simit, peynir ve çayla yapılan geleneksel bir kahvaltı burada tam yerini buluyor. Patatesli ve kimyonlu omleti de denemeye değer.

Cafe Firuz’da geleneksel Türk kahvaltısı

Van Kahvaltı Evi (Cihangir)

İkinci kahvaltı önerisi yine Cihangir’den. Burası ünlü Van kahvaltısına yakışır bir mekan. Van Kahvaltı Evi’nin başınıza sık sık geleceği şey şu: kahvaltıya girersiniz, öğleni bulursunuz, günü tek öğünle kapatırsınız.

Taze ve çeşit çeşit kahvaltı tabakları, Van’ın ünlü otlu peyniri ve murtuğası için Cihangir’deki bu mekana uğramaya değer.

Van Kahvaltı Evi’nde serpme kahvaltı tabağı

Limonlu Bahçe (Beyoğlu)

Limonlu Bahçe, Beyoğlu’nun kalabalık sokaklarından uzaklaşmak isteyenler için sakin bir nokta. Yeşil, dingin, uzun sohbetlere göre kurulmuş, neredeyse gizli bir bahçe. Günün her saatinde keyifli.

Farklı çeşit eski kaşarlardan oluşan peynir seçkisi, sıradan kahvaltı mekanlarının önüne geçiyor. Zeytinler taze, ceviz ve reçeller de sofraya ayrı bir tat katıyor.

Limonlu Bahçe’nin yeşil iç bahçesi

Privato Cafe (Beyoğlu)

Galata’nın daha az bilinen köşelerinden biri. Sıcak bir atmosferi var; bir kez oturunca kalkmak istemiyorsunuz. İstanbul’un en iyi kahvaltılarından birine aday olan bu kafe, çalışanlarının samimiyetiyle de hatırda kalıyor.

Galata’da dolaşırken yolunuz buraya düşerse, kreplerini denemenizi öneririm.

Privato Cafe’de kahvaltı sofrası


Akşam Yemeği

İncir Altı (Üsküdar)

100 yıllık eski bir Rum evinin restore edilmesiyle açılan İncir Altı, adını bahçesindeki incir ağacından alıyor.

Menüde ünlü Ermeni mezeleri, kuzu şiş sarmalı hurma kebabı, uskumru tartarı ve geniş bir meze seçeneği var. Türk klasik müziği ve eski pop şarkıları eşliğinde, içkiyle birlikte lezzetli yemeklerin tadını çıkarmak isteyenlerin gözdesi.

İncir Altı’nın bahçe ve meze masası

Aida Vino E Cucina (Kadıköy)

Eski bir İstanbul konağı, sade bir atmosfer, güzel müzik ve lezzetli yemekler. Burası gerçekten iyi bir İtalyan restoranı. Peynir tabağı, tiramisu ve el yapımı makarnasıyla Aida Vino E Cucina’dan kolay kolay ayrılamıyorsunuz.

Not: Mekan oldukça küçük, o yüzden masanın olduğundan emin olarak gitmek iyi olur.

Aida Vino E Cucina’da el yapımı makarna

Akali (Beşiktaş)

İstanbul’un iddialı hamburgercilerinden biri olan Akali’yi belki duymamışsınızdır; çünkü ana caddede değil, bir ara sokakta.

Burada yemekler tam yanı başınızdaki açık mutfakta hazırlanıyor. Hamburger ekmeği ve patatesi de hamburgerin kendisi kadar iyi. İsterseniz malzemeleri kendiniz seçip kendi hamburgerinizi kurabilirsiniz.

Akali’de açık mutfakta hazırlanan hamburger

Markus Prime Ribs Society (Sarıyer)

Maslak çevresinin gastronomi severler arasında öne çıkan mekanlarından biri olan Markus, Sabancı Üniversitesi mezunu bir arkadaş grubunun işi. Göze ve mideye birlikte hitap eden Markus’ta tüm ana yemekler kaburgadan yapılıyor.

Etin yanında patates kızartması, humus, çorba ve fava gibi seçenekler de var. Folk, lounge ve caz müziği eşliğinde servis yapan bu mekan, hem ambiyansı hem menüsüyle denemeye değer.

Markus Prime Ribs Society’de kaburga tabağı


Kahve

Çukurcuma Antiques & Cafe (Beyoğlu)

Çukurcuma Cafe, içine girince bir arkadaşın evine konuk olmuş gibi hissettiren türden bir yer.

Ahşap dekoru, vintage detayları ve organik menüsüyle öne çıkıyor. Menüsünü mevsime göre değiştiren Çukurcuma’da kahvenizi evinizin rahatlığında yudumlayabilirsiniz.

Çukurcuma Antiques & Cafe’nin vintage iç mekanı

Hidden House (Beşiktaş)

Bebek’te kalabalıktan uzaklaşabileceğiniz adreslerden biri olan Hidden House, dekorundaki antika detaylarla dikkat çekiyor.

Hoş bir bahçesi de olan mekanın atmosferi rahatlatıcı. Tatlı, kahvaltı, kahve ve çay menüsüyle popüler; vegan ve glutensiz seçenekleri de var.

Hidden House’un antika detaylı bahçesi

Petra Roasting Co. (Beşiktaş)

2013’te açılan Petra Roasting, zengin aromalı kahve menüsüyle biliniyor. Kahvenin yanında yiyebileceğiniz kruvasan ve kekler de hep taze.

Kalabalık olmayan ara sokaklarda iyi bir kahve içmek isterseniz Petra Roasting iyi bir durak.

Petra Roasting Co.‘da specialty kahve servisi

Ahali 279 (Sarıyer)

Zekeriyaköy’ün sakin köşelerinden biri olan Ahali 279, minderlerin serili olduğu bahçesi ve çiçekli ağaçların gölgesindeki masalarıyla keyifli bir dinlenme noktası. Güzel bir gün için burada iyi bir kahvenin tadını çıkarmayı unutmayın.

Ahali 279’un çiçekli bahçesi ve minderli oturma alanı

https://www.youtube.com/watch?v=rdrCLhTCRSA