Tarihin İzinde: İstanbul''un Olağanüstü Kulelerini Keşfetmek
Kız Kulesi'nden Galata Kulesi'ne İstanbul'un ikonik kulelerinin tarihi, efsaneleri ve konumları. Şehrin siluetini şekillendiren yapıların rehberi.

İstanbul’un silüetini bir kez gören kimse unutmaz: Boğaz’ın iki yakasına yayılan saraylar, cami kubbeleri, minareler ve aralarında yükselen kuleler. Bu kuleler şehrin yalnızca manzarasını değil, tarihini de anlatır. Kimi savunma için yapılmış, kimi yangın gözetlemiş, kimi de bir efsaneyle anılır olmuş. İşte İstanbul’un en bilinen kuleleri ve her birinin hikâyesi.
Kız Kulesi: Üsküdar açıklarındaki ada

Üsküdar’ın Salacak kıyısı açığındaki küçük adacık üzerinde yükselen Kız Kulesi, şehrin en tanınmış simgelerinden biri. Kökeni çok eskiye, antik döneme kadar uzanır ve yüzyıllar içinde savunma, gümrük, deniz feneri ve karantina gibi farklı işlevler üstlenmiştir.
Bugünkü konumundaki yapının geçmişi 12. yüzyılda, Doğu Roma İmparatoru I. Manuel Komnenos dönemine bağlanır. Başlangıçta savunma amaçlı düşünülen kule, zamanla pek çok kez hasar görüp yeniden inşa edilmiştir.
Mimari geçmişinin ötesinde, Kız Kulesi efsaneleriyle de tanınır. En bilineni, yılan ısırmasıyla öleceği kehanet edilen bir kral kızının hikâyesidir: kral, kızını korumak için onu bu kuleye yerleştirir, ne var ki bir yılan yiyecek sepetine gizlenir ve kehanet gerçekleşir. Bir başka anlatıya göre ise Kız Kulesi, karşı kıyıdaki Galata Kulesi’ne bakan, aradaki su yüzünden ona hiç kavuşamayan bir âşık gibidir. Günümüzde tekneler, kule ile çeşitli kıyı noktaları arasında ziyaretçi taşımaya devam ediyor.
Galata Kulesi: Beyoğlu’na hâkim yapı

Beyoğlu’na tepeden bakan Galata Kulesi, şehrin en çok ziyaret edilen kulesi. 14. yüzyıla tarihlenen yapı, tepesinden hem Kız Kulesi’ni hem de Tarihi Yarımada’yı kapsayan geniş bir manzara sunar.
Kule, 1335-1349 yılları arasında Cenevizliler tarafından inşa edildi. O günden bu yana farklı dönemlerde depo, yangın gözetleme kulesi ve hatta hapishane olarak kullanıldı; 1509 depreminde ve 1831’deki büyük yangında zarar gördü. 1960’ların ortasındaki kapsamlı restorasyonla ziyarete açıldı ve 2013’te UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alındı.
Karakteristik koni çatısı ve kemerli pencereleriyle tanınan Galata Kulesi’nin de kendine ait efsaneleri var. En meşhuru, Boğaz’ı kanat takıp uçarak geçtiği anlatılan Hezarfen Ahmet Çelebi’nin hikâyesidir. Bir başka inanışa göre kuleye ilk kez yanınızda kimle çıkarsanız, hayat arkadaşınız o olacaktır. İnanmak size kalmış, ama bu hikâyeler kulenin çevresine ayrı bir hava katıyor.
Beyazıt Kulesi: Fatih’in yangın gözcüsü

İstanbul’un Fatih semtinde, İstanbul Üniversitesi’nin merkez kampüsü içinde yükselen Beyazıt Kulesi’nin asıl görevi, şehri sık sık vuran yangınları gözetlemek ve haber vermekti. Bugünkü taş kule 1828’de inşa edildi; öncesindeki ahşap kuleler 18. yüzyıla uzanır.
Zamanla kuleye meteorolojik bir işlev de eklendi: tepesindeki farklı renkteki ışıklar yaklaşan havayı haber veriyordu. Mavi açık hava, yeşil yağmur, sarı sis, kırmızı ise kar anlamına geliyordu. Kulenin Beyazıt Meydanı’na bakan cephesindeki kitabe, yapıya tarihî bir derinlik katar.
Mermer Kule: surların buluştuğu köşe

İstanbul’un deniz ve kara surlarının kesiştiği noktada yükselen Mermer Kule, şehrin daha az bilinen yapılarından. Dört katlı gövdesi ve iç avlusuyla kule; hendek ve sur gibi askeri unsurların yanında, bir dönem konut olarak da kullanıldığına işaret eden mimari öğeler barındırır.
Dolmabahçe Saat Kulesi: Beşiktaş’ın neo-Barok yapısı

Dolmabahçe Sarayı’nın hemen yanında yükselen Dolmabahçe Saat Kulesi, II. Abdülhamid döneminde, 1890-1895 yılları arasında mimar Sarkis Balyan tarafından inşa edildi. Neo-Barok ve Ampir üslubu birleştiren yaklaşık 27 metrelik kule, Bezmialem Valide Sultan Camii ile Sarayın Saltanat Kapısı arasında yer alır ve Beşiktaş sahilinin en tanınan yapılarından biridir.
Yıldız Saat Kulesi: Yıldız Sarayı’nın bahçesinde

Hamidiye Saat Kulesi olarak da bilinen Yıldız Saat Kulesi, Beşiktaş’taki Yıldız Sarayı kompleksi içinde, Yıldız Camii avlusunun güneybatısında yer alır. Cephesi kitabe, termometre ve barometreyle bezenmiş bu zarif kule, dönemin saat kulelerine eklenen pratik işlevlerin güzel bir örneğidir.
Kuleleri gezerken
İstanbul’un kulelerini takip etmek, aslında şehrin tarihinde bir gezintiye çıkmak demek. Kimi savunma için yapılmış, kimi yangın gözetlemiş, kimi bir saat kulesi olarak hizmet vermiş. Bugün hepsi şehrin silüetinin ayrılmaz parçası. Galata Kulesi gibi içine girilip manzaranın izlenebildiği yapılar olduğu gibi, dışarıdan görülüp fotoğraflanan kuleler de var. İstanbul programınıza bunlardan birkaçını eklemek, şehre bambaşka bir açıdan bakmanızı sağlar.
