İstanbul'un en önemli kiliseleri: Ayasofya, Aya Yorgi, Aziz Antuan ve daha fazlası. Mimarileri, tarihleri ve ziyaret saatleriyle eksiksiz rehber.
5 dk okuma
İstanbul’u sadece camilerden ibaret görmek, şehrin yarısını kaçırmak demek. Hristiyanlık burada 4. yüzyıldan beri kesintisiz var; Bizans’ın başkenti olduğu yüzyıllarda kent, Ortodoks dünyasının merkeziydi ve bugün hâlâ Rum, Ermeni, Bulgar ve Katolik cemaatlerine ait faal kiliseler İstanbul’un dört bir yanına dağılmış durumda.
Bu kiliselerin çoğu hem mimari hem de tarihî açıdan görülmeye değer. Bazıları yüzyıllardır ayakta, bazıları yangınlar ve depremlerin ardından yeniden inşa edilmiş; ama hepsi şehrin kültürel katmanlarının canlı tanıkları. Aşağıda İstanbul’un en önemli kiliselerini, mimari özellikleri ve mümkün olduğunca ziyaret bilgileriyle birlikte derledim.
Pratik bir not: aktif ibadethaneler olduğu için bazılarına giriş belirli saatlerle sınırlı, çoğunda Pazar (ya da kiliseye göre başka bir gün) ayin saatleri ziyarete uygun değil. Sade ve örtülü kıyafet, sessizlik ve ayin sırasında fotoğraf çekmemek genel nezaket kuralları.
Ayasofya
Ayasofya
İstanbul’a gelip Ayasofya’yı görmeden dönmek olmaz. İlk kilise yapısı 4. yüzyılda başlatıldı, bugün ayakta duran görkemli bina ise 537 yılında tamamlandı ve yüzyıllarca Doğu Hristiyanlığının en önemli kilisesi olarak hizmet verdi.
1453’te İstanbul’un fethiyle Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye dönüştürüldü. 1934’te Mustafa Kemal Atatürk döneminde müze ilan edildi; uzun yıllar müze olarak hizmet verdikten sonra Temmuz 2020’de yeniden cami statüsüne geçti. Bu dönüşümle birlikte zemine halılar serildi, dini geleneğe uygun olarak bazı eserlerin üzeri örtüldü ve giriş ücretsiz hâle geldi.
Ayasofya
Fatih ilçesinde, Sultanahmet Meydanı’nın hemen karşısında yer alan yapı mimarlık tarihinde bir dönüm noktası kabul edilir. Devasa kubbesi ve görkemli iç mekanıyla her yıl milyonlarca ziyaretçi çeker. İçindeki Bizans mozaikleri büyük ölçüde özgünlüğünü korur; duvarlarında İznik çinileri, Vikinglerden kalma olduğu düşünülen runik yazıtlar ve Patrik mozaikleri gibi farklı dönemlere ait izler bir arada görülebilir.
Ziyaret için ipucu: Cuma günleri öğle namazı ile 14.00 arasındaki yoğun saatlerden kaçının; ibadetin daha sakin olduğu saatleri seçmek hem size hem ibadet edenlere kolaylık sağlar.
Ayasofya
Kariye (Chora) Camii
Edirnekapı semtinde, Fatih ilçesinin batı kesiminde yer alan Kariye (Chora’daki Kutsal Kurtarıcı), eski bir ortaçağ Rum Ortodoks kilisesi. Dünyanın en iyi korunmuş Bizans mozaik ve fresk koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmasıyla ünlü. Ayasofya gibi Kariye de Ocak 2021’de yeniden camiye dönüştürüldü. Restorasyon ve düzenleme çalışmaları zaman zaman ziyareti etkileyebildiği için, gitmeden önce güncel durumunu kontrol etmenizde fayda var.
Aya Yorgi Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Kilisesi
Aya Yorgi Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Kilisesi
Konstantinopolis Ekümenik Patrikhanesi olarak da bilinen bu kilise, Haliç kıyısındaki Fener semtinde yer alır ve Rum Ortodoks dünyasının ana merkezidir. 1600’lerden bu yana çoğunlukla yangınlar nedeniyle birkaç kez yeniden inşa edilmiş; bu yüzden özgün yapısından geriye az şey kalmıştır.
Dışarıdan oldukça sade görünen kilisenin iç mekanı tam tersine etkileyici: mermer işçiliği ve ince oyma süslemelerle bezeli. İçinde önemli dinî eserler bulunur. Dünyada yalnızca birkaç kilisede olduğu düşünülen “kırbaç sütunu” ile Aziz Gregorios İlahiyatçı’nın kemiklerinin de aralarında olduğu aziz sandukları burada yer alır. Zengin eser koleksiyonu her yıl binlerce hacıyı İstanbul’a çeker.
Aya Yorgi Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Kilisesi
Avlusunda Patrikhane binası, bir kütüphane ve Aya Haralambis Kutsal Ayazması bulunur. Kiliseye giriş genellikle sabah 08.30 ile 16.00 arasında mümkün; girişte güvenlik kontrolü yapılır. Pazar günleri ayin düzenlenir.
Aya Triada (Kutsal Teslis) Rum Ortodoks Kilisesi
Aya Triada Kilisesi
Taksim Meydanı’nın hemen yanında, İstiklal Caddesi’ne girmeden solda kalan bu kilise, İstanbul’un en büyük Rum Ortodoks kilisesidir. 1880 yılında Vasilaki Ioannidi tarafından inşa edilmiş; Bizans Ortodoks kiliselerinde pek görülmeyen neo-klasik etkiyi taşımasıyla farklılaşır.
Büyük bir bahçe içinde, sokak seviyesinden hafifçe yükselen yapının üç girişi var. Kubbesi, aralarında 12 pencere bulunan İsa Pantokrator ve on iki havari tasvirleriyle süslü; ayrıca iki çan kulesiyle dikkat çeker. Küçük bir cemaat tarafından her gün kullanılır; genellikle yalnızca giriş holü (nartheks) ziyarete açık olur, burada mum yakıp bazı ikonları görebilirsiniz. Taksim Meydanı’na geldiğinizde İstiklal Caddesi’ne bakınca solunuzda kalır.
Aziz Antuan (Sant’Antonio di Padova) Katolik Kilisesi
Aziz Antuan Katolik Kilisesi
Beyoğlu’nda, İstiklal Caddesi üzerinde yer alan Aziz Antuan, İstanbul’un en büyük ve en çok ziyaret edilen Katolik kilisesi. İlk yapı 1725’te Osmanlı döneminde inşa edilmiş; bugün gördüğünüz İtalyan neo-gotik bina ise 1906’da tamamlanmıştır. Yüksekliği 23 metreyi bulan yapının cephesi kırmızı tuğlayla kaplı, duvarları belli bir yüksekliğe kadar mozaiklerle bezeli.
İçeri girdiğinizde ahşap bir Aziz Antuan heykeli ve biri vaftizi tasvir eden iki güzel mozaik dahil çeşitli sanat eserleriyle karşılaşırsınız. Her Salı günü burada Türkçe ayin düzenlenir; caddenin tam ortasında olduğu için kolayca bulunur.
Aziz Petrus ve Pavlus (St. Pierre) Kilisesi
Aziz Petrus ve Pavlus Kilisesi
Galata Kulesi’ne yaklaşık 150 metre mesafedeki bu Roma Katolik kilisesi, Konstantinopolis’in koruyucu simgelerinden Hodegetria’nın bakır ikonuyla öne çıkar. Bölgede yüzyıllardır bir kilise bulunsa da bugünkü yapı, İsviçreli ve İtalyan mimarlar Gaspare ve Giuseppe Fossati tarafından 1841-1843 yılları arasında inşa edilmiştir.
Bazilika planındaki kilisenin kubbesi gök mavisine boyanmış ve altın yıldızlarla bezenmiş. Arka duvarı, Galata’nın eski Ceneviz surlarının bir bölümüne yaslanır. Mükemmel akustiği sayesinde burada zaman zaman konserler de düzenlenir.
Sveti Stefan (Bulgar Kilisesi)
Sveti Stefan Bulgar Kilisesi
Fener’e yakın, Haliç kıyısında yer alan bu kilise bir Bulgar kilisesidir (Sveti Stefan / Aziz Stefan). Neo-gotik ve neo-barok üsluplarla inşa edilmiş, altın sarısı nakışlarıyla dikkat çeker.
En ilginç yanı yapı malzemesi: prefabrik dökme demir parçalardan kurulmuş ve bu parçalar 1871’de gemilerle Viyana’dan getirilmiştir; bu yüzden halk arasında “Demir Kilise” olarak bilinir. 1898’de açılan kilise, geçirdiği kapsamlı restorasyonun ardından bugün de ziyaretçi ağırlamaktadır.
Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi
Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi
Karaköy’de yer alan bu kilise, İstanbul’un en eski Ermeni kiliselerinden biri olarak bilinir. Kökeni 1431’e uzanır; çan kulesi ve zarif kubbesiyle mimari açıdan görülmeye değer bir yapısı vardır.
Aya İrini (Azize İrene) Kilisesi
Aya İrini Kilisesi
“Kutsal Barış"a adanmış Aya İrini (Azize İrene), Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda yer alır. Kökeni 4. yüzyıla uzanan kilise, Bizans İmparatorluğu’nun İstanbul’daki ilk kilisesi ve Ayasofya’dan sonraki en büyük Bizans kilisesi olarak bilinir.
Taş ve tuğladan inşa edilen yapı, geçirdiği ağır depremlerin ardından Bizans döneminde kapsamlı biçimde yenilenmiş ve bugünkü bazilika planlı, kubbeli görünümüne kavuşmuştur. Yüksek kaliteli akustiği sayesinde günümüzde konser ve müzik performansları için de kullanılır.
Balıklı Rum Manastırı
Balıklı Rum Manastırı
Zeytinburnu’nun Balıklı semtinde yer alan bu Rum Ortodoks manastırı, adını bulunduğu semtten alır. İlk yapı Doğu Roma döneminde 559 yılında inşa edilmiş, Osmanlı döneminde hasar gördükten sonra 1835’te yeniden inşa edilmiştir. Kutsal ayazmasıyla bilinir ve bahçesindeki tarihî mezarlık da görülmeye değerdir.
Sonuç
İstanbul, tarihin en erken dönemlerinden beri farklı medeniyetler ve dinler için önemli bir merkez oldu. Bu yazıda en bilinenlerini topladım ama şehrin dört bir yanına dağılmış, saymakla bitmeyecek pek çok kilise daha var. Tarihî yapıları ve farklı mimari üslupları seviyorsanız, bir gününüzü bu rotalardan birine ayırmaya değer.