İstanbul'un Kedileri - 10 İlginç Gerçek
İstanbul'un sokak kedileri, Gli ve Tombili'nin hikâyesi, kedi ambulansı ve daha fazlası bu yazıda.

İstanbul’da kediler her yerde. Sokaklarda, parklarda, restoran kapılarında, hatta camilerin ve müzelerin içinde onlara rastlarsınız. Saraylar ve camiler kadar bu şehrin köklü bir parçasıdırlar; İstanbul’u bu tüylü sakinleri olmadan hayal etmek neredeyse imkânsız. Onlarla ilgili efsaneler anlatılır, en ünlü olanlarının hikâyeleri ise sınırların ötesine taşmıştır. Peki bu kediler şehirde nasıl yaşıyor? İşte İstanbul’un kedilerine dair 10 ilginç gerçek.
İstanbul’da yüz binlerce sokak kedisi var. Avlularda, meydanlarda, restoran önlerinde, camilerde ve müzelerde yaşıyorlar. Ne tam anlamıyla vahşi ne de evcildirler; doğaları gereği bağımsız ama yine de insanların ilgisine ve korumasına alışkın canlılar. Türkiye’de kediyi çağırmak için “pisi pisi” denir, bu sesi sokakta sıkça duyarsınız.
Kediler neden Türkiye’de bu kadar değerli?
İstanbul’un kedileriyle olan bağı yüzyıllar öncesine dayanıyor ve bunun hem pratik hem de kültürel bir nedeni var. Asırlar boyunca bir liman şehri olan İstanbul’da kemirgen her zaman boldu. Kediler bu sıçan nüfusunu kontrol altında tutarak insanlara yardım etti ve şehrin ekosistemine gerçek bir katkı sağladı. Bugün bile sokak kedileri bu görevi sessizce sürdürüyor. İşte saygının ilk, en somut nedeni bu.
İkinci neden ise daha derinde, kültürde ve gelenekte saklı. İslam kültüründe kedilere özel bir önem verilir; temiz ve sakin canlılar olarak görülürler ve birçok rivayette saygıyla anılırlar. Bu kültürel arka plan, İstanbul’da kedilere gösterilen şefkati besleyen önemli bir etken. Sokakta bir kediyi besleyen, kucağına alan ya da yanına bir kâse su bırakan insanlara her gün rastlarsınız.

Ayasofya’nın kedisi Gli
İstanbul’un en ünlü kedisi kuşkusuz Gli’ydi. 2004 yılında Ayasofya’da dünyaya geldi ve hayatının tamamına yakınını bu tarihî yapının içinde geçirdi. Gri tüyleri ve iri, badem biçimli yeşil gözleriyle ziyaretçilerin gözdesi oldu. Adı önce rengine uygun olarak konuldu, zamanla “Gli” haline geldi.
Gli o kadar tanındı ki kendi Instagram hesabı bile vardı: @hagiasophiacat. Ayasofya’yı ziyaret eden pek çok ünlü onunla “tanıştı”; dönemin ABD Başkanı Barack Obama bile 2009’daki ziyaretinde onu sevmişti. İnsanlarla vakit geçirmek istediğinde belli köşelerde oturur, kalabalıktan bunaldığında ise ziyaretçilerin giremediği bölümlere çekilirdi.
Gli, Ayasofya’da 16 yıl yaşadı. 2020 sonunda sağlık sorunları nedeniyle tedavi gördü ve aynı yıl hayatını kaybetti. Onun hikâyesi, İstanbul’un kedilere olan sevgisinin belki de en bilinen sembolü haline geldi.

Tombili ve kendi heykeli olan kedi
İstanbul’un Anadolu yakasındaki Kadıköy’de, bir kediye dikilmiş bir heykel var. Tombili adındaki bu kedi, kaldırıma yaslanıp dirseğine dayanarak çevreyi izlediği o rahat duruşuyla ünlendi. Fotoğrafı sosyal medyada hızla yayıldı, milyonlarca kez görüntülendi ve sayısız espriye konu oldu. Tombili 2016’da öldüğünde mahalleli onu unutmadı; tam da o meşhur pozunu veren bir heykeli, sevdiği köşeye dikildi. Bugün hâlâ Kadıköy’e gidenlerin uğrayıp fotoğraf çektirdiği bir nokta.
Galata’da sokak hayvanları anıtı
Galata Kulesi’nin eteklerinde, kaldırımda huzurla uzanmış bir köpek ve kedi heykeli bulunuyor. Bu küçük anıt, İstanbul’un sokak hayvanlarına bakışını güzel özetliyor: onlar insanların yanı başında, onlarla iç içe yaşıyor. Şehrin pek çok köşesinde kediler ve köpekler için bırakılmış mama ve su kaplarına rastlarsınız; bunların çoğunu mahalleli kendi imkânlarıyla koyuyor.
Her mekânın bir “kedi köşesi”
Avrupa şehirlerinde kedi kafeler özel bir konsept olsa da, İstanbul’da neredeyse her işletme kendiliğinden bir kedi mekânına dönüşebiliyor. Kediler restoran ve kafelerde rahatça dolaşır, bir köşeye kıvrılıp uyur ama genelde misafirleri rahatsız etmez. Çalışanlar onlara saygıyla davranır; çoğu yerde kedilerin kendine ait bir tabağı vardır. Kapanış saatinde kediyi azarlayıp kovan değil, nazikçe dışarı çıkaran garsonlar görmek son derece olağan.
153’ü arayın: sokak hayvanlarının ambulansı
İstanbul’da sokak hayvanları için bir tür acil destek hattı bulunuyor. Belediyenin Beyaz Masa hizmeti aracılığıyla, şehirle ilgili pek çok sorun gibi hayvan acil durumlarını da bildirebilirsiniz. Sokakta yaralı, bacağı kırık ya da hasta bir kedi veya köpek bulursanız 153’ü arayarak yardım isteyebilirsiniz; ekip gelip hayvanı alır, tedavi eder ve iyileştikten sonra alındığı yere geri bırakır.
Aynı belediye hizmetleri kapsamında sokak hayvanları kısırlaştırılıyor ve aşılanıyor. Bu sayede hem nüfus dengede tutuluyor hem de hayvanların sağlığı korunuyor. İşlemden sonra hayvanlar yine kendi mahallelerine ya da yaşadıkları avluya bırakılıyor. İstanbul’un kedileri sokakta yaşıyor olabilir, ama hiçbir zaman gerçekten yalnız değiller.
