IstanbulJoy
İstanbul'da Ne Yapılır

İstanbul Gezilecek Yerler: Kaçırmamanız Gereken Yerler

İstanbul'da gezilecek yerler: Sultanahmet'ten Topkapı'ya, Galata'dan Boğaz'a şehrin başlıca turistik yerlerini semt semt bu rehberde topladık.

istanbul gezilecek yerler

İstanbul’da gezilecek yer eksik olmaz; sorun nereye gideceğiniz değil, kısıtlı sürede neyi seçeceğinizdir. Şehir iki kıtaya yayılmış, üç imparatorluğa başkentlik etmiş; dolayısıyla bir cami, bir saray, bir çarşı ve bir boğaz manzarasını çoğu zaman tek bir yürüyüşe sığdırabilirsiniz. Aşağıda şehrin başlıca turistik yerlerini, semtleriyle ve aralarındaki bağlantılarla birlikte topladım.

Listeyi okurken aklınızda bir şey olsun: İstanbul’un en bilinen yerleri büyük ölçüde “Tarihi Yarımada” dediğimiz Sultanahmet-Eminönü çevresinde kümelenir. Galata, Taksim ve Beyoğlu tarafı ile boğaz kıyısı ayrı birer gün ister. Bu yüzden gezinizi semt semt planlamak, oradan oraya koşturmaktan çok daha keyifli olur.

İstanbul Gezilecek Yerler Listesi

İstanbul’da Görülecek Çok Yer Var

İstanbul’un tarihi yarımadasından genel bir manzara İstanbul yalnızca plajlar ve doğal güzelliklerle değil, sayısız tarihi ve kültürel turistik yerle de dolu. İstanbul seyahati için en temel tavsiyem, listeyi gerçekçi tutmanız: birkaç gününüz varsa her yeri görmeye çalışmak yerine semtlere odaklanın. Hangi yerlerin size göre olduğuna karar verebilmek içinse önce onları biraz tanımak gerekiyor.

Aşağıda hem Sultanahmet, Taksim ve Boğaz gibi herkesin bildiği klasikleri hem de Anadolu Hisarı gibi daha sakin köşeleri bir arada bulacaksınız. Ne kadar tanınmış olduğundan bağımsız olarak hepsi görmeye değer. Okumaya devam edin.

Sultanahmet Camii

Sultanahmet Camii’nin altı minareli görkemli silüeti Çoğu gezi listesinin başında, halk arasında “Mavi Cami” olarak da bilinen Sultanahmet Camii gelir. Fatih ilçesinde, “Tarihi Yarımada"nın tam kalbinde; içini süsleyen mavi-yeşil İznik çinileri yüzünden bu lakabı almış. Hem tarihi hem de hâlâ ibadete açık bir cami olarak dini önem taşıyor.

Sultanahmet Camii, Ayasofya ve Topkapı Sarayı’na yürüme mesafesinde; bu üçünü aynı gün içinde rahatça görebilirsiniz. 17. yüzyıl başında inşa edilen yapı, altı minaresiyle ve İslami klasik Osmanlı mimarisiyle dikkat çekiyor. İbadet vakitlerinde ziyarete kapandığını, içeri girerken kıyafet kurallarına (kadınlar için baş örtüsü, omuz ve diz kapatma) uymanız gerektiğini unutmayın. Giriş ücretsiz.

Ayasofya

Ayasofya’nın devasa kubbesi ve minareleri Sultanahmet Meydanı’nın diğer ucunda, neredeyse caminin karşısında Ayasofya duruyor. İstanbul’un en tanınmış yapısı bu olabilir: 6. yüzyılda Bizans döneminde kilise olarak yapılmış, Osmanlı döneminde camiye çevrilmiş, cumhuriyet döneminde uzun süre müze olarak hizmet vermiş, bugün yeniden cami. Devasa kubbesi, mozaikleri ve katman katman tarihiyle tek başına bir gezi sebebi.

İçeride hem Hristiyan mozaiklerini hem de Osmanlı dönemine ait hat levhalarını bir arada görmek mümkün; bu kendine has karışım, yapıyı dünyada eşi az bulunur kılıyor. Sultanahmet Camii’nin tam karşısında olduğu için ikisini peş peşe gezmek çok pratik.

Topkapı Sarayı

Topkapı Sarayı’nın avlusu ve Boğaz manzarası Sultanahmet’in hemen yanı başında, Tarihi Yarımada’nın ucundaki Topkapı Sarayı, yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim merkezi olarak kullanıldı. 15. yüzyılda yapılmış, padişahların hem yaşadığı hem de devleti yönettiği bu devasa kompleks bugün müze olarak ziyarete açık.

Avlulardan harem dairesine, hazine bölümünden mutfaklara kadar gezilecek o kadar çok alan var ki rahat bir gezi için en az birkaç saat ayırmanız iyi olur. Saray aynı zamanda boğaz ve Haliç manzarasına bakan tepenin üstünde; avlulardan görülen manzara başlı başına değer. Harem bölümü için genellikle ayrı bilet alındığını not edin.

Yerebatan Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı’nın sütunları ve aydınlatılmış suyu Sultanahmet Meydanı’nın hemen yanında, yer altında bekleyen sürpriz bir mekan: Yerebatan Sarnıcı. Bizans döneminde şehrin su ihtiyacı için yapılmış olan bu kapalı sarnıç, yüzlerce sütunuyla âdeta yer altında bir orman gibi. Loş aydınlatması ve serin havasıyla, üst kattaki kalabalık meydanın tam zıttı bir atmosfer sunuyor.

En çok merak edilen detayı, bir köşede ters ve yan duran ünlü Medusa başları. Yapısı eski olsa da düzenlemesi modern; yürüyüş platformları ve aydınlatma sayesinde rahatça geziliyor. Sultanahmet’i gezerken yolunuzun üstünde olacak, atlamayın.

Gülhane Parkı

Gülhane Parkı’nın yeşil ağaçlıklı yürüyüş yolları İstanbul’un gezilecek yerleri sadece taş ve kubbeden ibaret değil; uzun bir tarihe sahip bu şehirde nefes alacak yeşil alanlar da var. Gülhane Parkı bunun en güzel örneklerinden biri. Eskiden Topkapı Sarayı’nın dış bahçesiydi; bugün ise herkese açık geniş bir kent parkı.

Sultanahmet’in yoğunluğu ve kalabalığı bir noktadan sonra yorucu gelebilir. İşte tam o anda Gülhane’ye dalıp ağaçların altında biraz oturmak iyi gelir. Fatih ilçesinde, Topkapı Sarayı’na bitişik konumda; gezi rotanıza bir mola noktası olarak ekleyin. İlkbaharda lale zamanı park özellikle hareketli olur.

Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı

Mısır Çarşısı’nın baharat ve lokum dolu tarihi koridorları İstanbul’da alışveriş ve hediyelik eşya deyince akla iki tarihi çarşı gelir, ikisi de Eminönü çevresinde. İlki, dünyanın en eski ve en büyük kapalı çarşılarından biri olan Kapalıçarşı. Binlerce dükkanıyla âdeta bir labirent; halı, takı, seramik, deri ve bakır işlerinden sayısız hediyelik eşyaya kadar her şey burada. Kaybolmak bu çarşıda gezmenin bir parçası, o yüzden vaktinizi geniş tutun.

İkincisi ise Mısır Çarşısı (resmi adıyla Mısır Çarşısı, halk arasında Spice Bazaar). Eminönü’nde, Yeni Cami’nin hemen yanında ve genellikle 08.00-19.30 arası açık. Adından da anlaşılacağı gibi baharatlar burada başrolde; ama lokum, kuruyemiş, çay, bal ve çeşit çeşit hediyelik de bulunuyor. Her iki çarşıda da fiyatlar pazarlığa açık olabilir, denemekten çekinmeyin. 17. yüzyıldan kalma Mısır Çarşısı’nın o yoğun baharat kokusu tek başına gelmeye değer.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergilenen antik lahitler Tarihe meraklıysanız İstanbul Arkeoloji Müzeleri listenizde olmalı. Gülhane Parkı’nın yanında, Topkapı’ya çıkan yol üzerinde yer alıyor; yani zaten o bölgedeyseniz birkaç adım ötede. Müze, 19. yüzyıl sonunda kurulmuş ve bugün üç bölümden oluşuyor: Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk.

Koleksiyon gerçekten zengin. Öne çıkanlar arasında İskender Lahdi, Mısır-Hitit (Kadeş) barış antlaşmasının bir kopyası ve Sidon’dan çıkarılmış görkemli lahitler var. Sultanahmet’in tapınak ve saraylarını gezdikten sonra, o yapıların içinden çıkan eserleri burada görmek geziyi tamamlıyor. Fatih ilçesinde.

İstanbul Modern

İstanbul Modern’in Galataport’taki yeni binası Tarihi yapıların yanı sıra şehrin çağdaş yüzünü de görmek isterseniz İstanbul Modern iyi bir durak. Türkiye’nin önde gelen modern ve çağdaş sanat müzesi; bugün Karaköy’de, boğaza bakan Galataport kıyısındaki yeni binasında. Genelde Pazartesi kapalı, diğer günler gündüz saatlerinde açık; Cuma günleri biraz daha geç saatlere kadar ziyaret edilebiliyor. Gitmeden güncel saatlere bakın.

Müzenin bir başka artısı konumu: terastan ve cephesindeki cam yüzeylerden boğaz manzarası eşliğinde sanat gezmek keyifli. Karaköy’ün kafeleri ve İstiklal’e çıkan yokuşlar da hemen yanı başında.

Ayrıca okuyun: İstanbul Seyahati: 3 Günlük Macera

Galata Kulesi ve İstiklal Caddesi

Galata Kulesi’nin tarihi taş gövdesi ve konik çatısı Tarihi Yarımada’dan Haliç’in karşı kıyısına geçtiğinizde sizi Galata ve Beyoğlu karşılar. Bölgenin simgesi, çevredeki çatıların üzerinde yükselen Galata Kulesi. Ortaçağdan kalma bu yapının tepesindeki seyir terasından İstanbul’un belki de en kapsamlı manzarası görülüyor: tek karede Tarihi Yarımada, Haliç ve boğaz. Üst kata çıkmak ayrı bilet gerektiriyor ve sıra olabiliyor, o yüzden sabah erken gitmek mantıklı.

Kuleden yokuş yukarı çıktığınızda kendinizi şehrin en kalabalık yaya aksı olan İstiklal Caddesi’nde bulursunuz. Nostaljik kırmızı tramvay, tarihi pasajlar, kitapçılar, mağazalar ve sokak müzisyenleriyle dolu bu cadde Tünel’den Taksim’e kadar uzanıyor. Yürüyerek geçmesi başlı başına bir İstanbul deneyimi.

Taksim Meydanı

Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı İstiklal Caddesi’nin bittiği yerde Taksim Meydanı sizi karşılar. Beyoğlu ilçesindeki bu meydan, modern İstanbul’un en bilinen buluşma noktalarından biri. Meydanda Cumhuriyet Anıtı, Atatürk Kültür Merkezi ve büyük cami yer alıyor; çevresinde ise oteller, restoranlar ve mağazalar sıralanıyor. Metro ve otobüs hatlarının kesiştiği bir merkez olduğu için şehrin geri kalanına ulaşımda da işinize yarar.

Süleymaniye Camii

Süleymaniye Camii’nin tepeden Haliç’e bakan görkemli silüeti Sultanahmet Camii kadar bilinmese de Süleymaniye Camii, birçok İstanbullunun şehrin en etkileyici camisi saydığı yapı. Mimar Sinan’ın 16. yüzyılda inşa ettiği bu külliye, Haliç’e bakan bir tepenin üzerinde yükseliyor. Avlusundan ve çevresindeki teraslardan görülen Haliç ve boğaz manzarası tek başına gelmeye değer.

İçerisi sade ama görkemli; ölçü ve denge duygusuyla Sinan’ın ustalığını yansıtıyor. Eminönü’nden yokuş yukarı yürüyerek ya da kısa bir ulaşımla rahatça ulaşabilirsiniz. Cami hâlâ ibadete açık, dolayısıyla ziyaret saatlerine ve kıyafet kurallarına dikkat edin.

Boğaz ve Ortaköy

Ortaköy Camii ve arkasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü İstanbul’u gerçekten görmek için bir kez de denizden bakmak gerekir. İki kıtayı ayıran Boğaz, şehrin can damarı; saraylar, yalılar, kaleler ve köprüler kıyı boyunca sıralanıyor. Eminönü ya da Beşiktaş’tan kalkan vapurlarla boğaz turu yapmak, üstelik şehir hattı vapurlarıyla, en uygun fiyatlı ve en keyifli aktivitelerden biri.

Kıyı duraklarından biri de Ortaköy. Suyun hemen kenarındaki Ortaköy Camii, arkasındaki boğaz köprüsüyle birlikte şehrin en çok fotoğraflanan karelerinden birini veriyor. Meydanı kafeler, küçük dükkanlar ve hafta sonu kurulan tezgahlarla canlı; meşhur kumpir ve waffle’ını da burada bulursunuz.

Dolmabahçe Sarayı

Dolmabahçe Sarayı’nın boğaza bakan beyaz cephesi Topkapı’nın aksine, Dolmabahçe Sarayı Osmanlı’nın son dönemine ait, Avrupa etkili gösterişli bir saray. Beşiktaş’ta, doğrudan boğaz kıyısında; 19. yüzyılda padişahların yeni yönetim ve yaşam merkezi olarak yapılmış. Kristal avizeleri, mermer merdivenleri ve süslü salonlarıyla Topkapı’dan tamamen farklı bir saray deneyimi sunuyor.

Saray ile boğaz arasındaki bahçe ve rıhtım da gezmeye değer. İçeride genellikle rehberli tur usulü gezildiğini ve yoğun günlerde sıra olabileceğini hesaba katın.

Kız Kulesi

Üsküdar açıklarında boğazın ortasındaki Kız Kulesi Boğazdayken gözünüze çarpacak küçük adacıktaki yapı Kız Kulesi. Üsküdar açıklarında, suyun tam ortasında duran bu kulenin kökeni Bizans dönemine uzanıyor ve etrafında çeşitli efsaneler dolaşıyor. Üsküdar ya da Karaköy iskelelerinden kalkan teknelerle kuleye geçilebiliyor; geçmeseniz bile sahilden karşıdan izlemek başlı başına keyifli. Gün batımında ise verdiği manzara şehrin en güzel karelerinden biri.

Anadolu Hisarı

Beykoz’daki Anadolu Hisarı’nın boğaza bakan taş surları Kalelere ilgi duyuyorsanız, Güzelce Hisar olarak da bilinen Anadolu Hisarı daha sakin bir durak. Şehrin en eski Osmanlı kalelerinden biri olan bu hisar 1394 yılında, boğazın Anadolu kıyısında inşa edilmiş. Osmanlılar o dönemde henüz Tarihi Yarımada’ya hakim değildi, ama çevredeki geniş alanı kontrol ediyordu.

Bugün Beykoz tarafında, boğazın dar bir noktasında yer alan hisar, kalabalık merkezden uzakta sessiz bir gezi sunuyor. Boğazın yukarı kesimini keşfederken yolunuza katabilirsiniz.

Pierre Loti Tepesi

Pierre Loti Tepesi’nden Haliç manzarası Manzaraya doyamadıysanız bir tepe daha önereyim: Pierre Loti Tepesi. Eyüpsultan’da, Haliç’in ucuna bakan bu tepeden şehrin su ile karanın iç içe geçtiği o klasik manzarasını görürsünüz. Adını, İstanbul’u çok seven ve asıl adı Louis Marie-Julien Viaud olan Fransız romancıdan alıyor.

Tepeye Eyüp’ten teleferikle çıkmak hem kolay hem keyifli. Yukarıdaki kafede bir çay söyleyip manzaranın karşısında oturmak, geziyi bitirmenin huzurlu bir yolu.

Son Sözler

Akşam ışığında İstanbul’un tarihi silüeti Gördüğünüz gibi İstanbul’da liste uzayıp gidiyor; sorun yer bulmak değil, kısıtlı sürede doğru seçimi yapmak. En pratik tavsiyem şu: Sultanahmet çevresini (cami, Ayasofya, Topkapı, sarnıç, çarşılar) bir güne, Galata-Beyoğlu hattını ayrı bir güne, boğaz turunu ve Ortaköy-Dolmabahçe kıyısını da üçüncü bir güne ayırın. Anadolu Yakası ve tepelerdeki manzara noktaları ise kalan zamanınıza göre. Bu IstanbulJoy yazısındaki yerlerin bir kısmını rotanıza ekleyip geri kalanını bir sonraki gelişinize saklayabilirsiniz; çünkü İstanbul tek seferde bitmez.