İstanbul'un Az Bilinen Yerleri: 9 Saklı Köşe
İstanbul'un turist kalabalığından uzak, az bilinen yerlerini arıyorsanız bu rehberde 9 saklı köşeyi bir arada bulacaksınız.

İstanbul’u gezerek tanımayı seviyorsanız doğru şehirdesiniz. Ayasofya, Topkapı, Kapalıçarşı gibi İstanbul’un ünlü yerleri listenin başında olacaktır, haklı olarak da. Ama bu şehrin asıl tadı, çoğu turistin uğramadığı, rehber kitapların bir paragrafla geçtiği köşelerde saklı. Burada İstanbul’un az bilinen ama görmeye değer dokuz yerini topladım. Hepsi metro, vapur ya da kısa bir yürüyüş mesafesinde, hiçbiri özel bir çaba gerektirmiyor; sadece akla gelmiyor.
İstanbul’un az bilinen yerleri nelerdir?

Kısa cevap: çok. Bu yazıda Aya İrini’den Yoros Kalesi’ne, Arasta Çarşısı’ndan Anadolu Hisarı’na kadar dokuz farklı noktaya değineceğim. Bazıları surların içinde, bazıları Boğaz’ın kıyısında. Sıradan bir tarih turunun dışına çıkmak istiyorsanız hepsini not edin.
Aya İrini: Sultanahmet’in gölgede kalmış kilisesi
Topkapı Sarayı’nın ilk avlusunda, herkesin yanından geçip gittiği bir Bizans kilisesi var: Aya İrini. Ayasofya’nın hemen yanı başında durduğu için ister istemez gölgede kalıyor, oysa İstanbul’un en eski kiliselerinden biri. İçi sade, neredeyse çıplak; tam da bu yüzden akustiği olağanüstü ve sık sık konserlere ev sahipliği yapıyor. Saray turunuza yarım saat ekleyip mutlaka girin.
Fener ve Balat: İstanbul’un en fotojenik mahalleleri
İstiklal, Taksim, Moda herkesin radarında. Haliç kıyısındaki Fener ve Balat ise yıllarca sessiz kaldı, son dönemde keşfedildi ama hâlâ kendi temposunda. Yokuş yukarı uzanan dar sokaklar, rengârenk ahşap cumbalı evler, eski Rum ve Yahudi mahallelerinin izleri, aralara serpilmiş antikacılar ve kahveler. Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız bir öğleden sonranızı buraya ayırın; her köşe başı ayrı bir kare.
Anadolu Hisarı: Boğaz’ın az uğranan kalesi
İstanbul’da pek çok kale ve hisar var. Rumeli Hisarı turist akınına uğrarken karşı kıyıdaki Anadolu Hisarı çok daha sakin. Yıldırım Bayezid’in Boğaz’ı kontrol altına almak için yaptırdığı bu küçük hisar, etrafındaki sahil mahallesiyle birlikte huzurlu bir mola noktası. Göksu Deresi’nin Boğaz’a kavuştuğu yerdeki bu köşe, kalabalıktan kaçmak isteyenler için ideal.
Yoros Kalesi: Boğaz’ın Karadeniz’e açıldığı yerde

Beykoz Anadolu Kavağı’nda, tepenin üzerinde duran Yoros Kalesi şehrin az bilinen tarihî yapılarından. Boğaz’ın Karadeniz’e açıldığı noktayı tepeden gören manzarası tek başına gelmeye değer. Anadolu Kavağı’na vapurla ulaşıp tepeye doğru kısa bir yürüyüş yapabilir, dönüşte iskele çevresindeki balık lokantalarında oturabilirsiniz. Yarım günlük güzel bir kaçamak.
Mısır Çarşısı: baharatın, çayın ve lokumun adresi
Tarihî çarşı deyince akla önce Kapalıçarşı gelir, ama Eminönü’ndeki Mısır Çarşısı da en az onun kadar keyifli. Üstelik daha küçük ve daha kolay gezilir. Baharatlar, kuruyemişler, çeşit çeşit lokum, çay, kuru meyve; tezgâhlar gözünüzü almasa da burnunuzu doyurur. Yeni Cami’nin yanı başında olduğu için tarihî yarımada turuna kolayca eklenir.
Dikilitaş: Sultanahmet Meydanı’nın 3.500 yıllık misafiri
Sultanahmet Meydanı’ndan, yani eski Hipodrom’un olduğu alandan geçenlerin çoğu yanındaki dikili taşları fark etmeden geçer. Oysa Theodosius Dikilitaşı, aslen Mısır’dan getirilmiş, binlerce yıllık bir Antik Mısır eseri. Ayasofya ile Sultanahmet Camii arasında dolaşırken birkaç dakikanızı ayırıp üzerindeki hiyerogliflere ve kaidesindeki Bizans kabartmalarına bakın.
İstanbul Surları: Bizans’tan kalan dev savunma hattı
Tarihî yapıları seviyorsanız İstanbul’un kara surları kaçırılmayacak bir durak. Doğu Roma döneminden kalan bu surlar, yüzyıllarca şehri kuşatmalara karşı korumuş. Bugün bazı bölümleri restore edilmiş, bazıları olduğu gibi duruyor. Edirnekapı ve Yedikule çevresinde sur boyunca yürüyebilir, kentin az gezilen mahallelerini de bu vesileyle görebilirsiniz.
Arasta Çarşısı: Sultanahmet’in sakin alışveriş sokağı
Kapalıçarşı’nın kalabalığı bunaltıyorsa Sultanahmet Camii’nin hemen arkasındaki Arasta Çarşısı çok daha sakin bir alternatif. Halı, kilim, çini, el sanatları ve hediyelik eşya satan küçük dükkânların sıralandığı tek bir sokak. Pazarlık yapmayı seviyorsanız buranın temposu daha rahat, satıcılarla sohbet etmek de mümkün.
Adalar: şehrin içindeki nefes molası
İstanbul harika bir şehir, ama bazen yorucu ve kalabalık. Böyle bir günde Adalar tam bir kaçış. Bostancı ya da Kabataş’tan kalkan vapurlarla Büyükada veya Heybeliada’ya geçip motor sesinden uzak, çam kokulu sokaklarda yürüyebilir, sahil boyunca oturup denizi seyredebilirsiniz. Adaları kendi temponuzda, kalabalık iskelelerden uzak keşfetmek isterseniz Adalar yat turu ile koylarda demir atıp denize girebilirsiniz. Yaz aylarında kalabalıklaşsa da bahar ve sonbaharda gerçek bir huzur adası.
Peki ya İstanbul’un ünlü yerleri?

Bu yazıda daha çok az bilinen köşelere odaklandım, ama İstanbul’un meşhur yerleri de boşuna meşhur değil. Ayasofya ve Kız Kulesi, Sultanahmet Camii, Yerebatan Sarnıcı, Galata Kulesi, Topkapı Sarayı ve Kapalıçarşı şehrin simgeleri. İlk kez geliyorsanız bunları da programınıza koyun; sonra zaman kaldıkça yukarıdaki saklı köşelere yönelin.
Son söz
İstanbul’a gelince ünlü mekânları görmek doğal ve gerekli, gerçekten görmeye değerler. Ama şehrin asıl karakterini, az bilinen yerlerini gezdikçe daha iyi anlıyorsunuz. Fener’in dar sokaklarında kaybolmak, Yoros’tan Boğaz’ı seyretmek ya da Adalar’da bir öğleden sonra geçirmek, hiçbir rehber kitapta tam anlatılamayan bir İstanbul gösteriyor size. Listedeki dokuz noktadan en az birkaçını programınıza ekleyin; pişman olmazsınız.
