Galataport İstanbul: Karaköy'ün Yeni Sahili Rehberi
Galataport İstanbul rehberi: Karaköy'ün yeniden açılan sahili, yeraltı kruvaziyer terminali, kafeleri, restoranları, müzeleri ve çevredeki tarihi yapılar.

Karaköy uzun yıllar boyunca tarihi dokusuyla, dar sokaklarıyla ve birbirinden iyi mekânlarıyla bilinen bir semt oldu. Ama bir eksiği vardı: Haliç’ten Boğaz girişine uzanan 1,2 kilometrelik sahil şeridi neredeyse iki asır boyunca halka kapalıydı. İnsanlar denizi değil, iskele ve kapalı liman bölgelerini görmeye alışmıştı. 1,7 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilen Galataport, işte bu kıyıyı yaklaşık 200 yıl sonra ilk kez yeniden şehre açtı.
Bugün burası tek bir bina değil, küçük bir şehir gibi: yeraltındaki kruvaziyer terminali, bir otel, sokak biçiminde düzenlenmiş açık hava alışveriş alanı, kafeler, restoranlar, sergi alanları ve denize nazır bir sahil yürüyüş yolu. Semtin tarihi dokusunu yansıtan, uygun ölçekli mimarisiyle Galataport; gezmek, oturup bir şeyler içmek ya da sadece kruvaziyer gemilerini izlemek isteyenler için keyifli bir durak.
Dünyanın İlk Yeraltı Kruvaziyer Terminali

Galataport’u benzersiz kılan en önemli özellik, kruvaziyer gemileri için tasarlanmış dünyanın ilk yeraltı terminali olması. Yaklaşık 29.000 metrekarelik dört katlı terminalde her şey yer altında dönüyor: pasaport kontrolü, gümrük işlemleri, bagaj prosedürleri, taksi ve otobüs düzeni. Bunun nedeni basit ama akıllıca; tüm bu yoğunluk yeraltına alındığı için sahil şeridi ziyaretçilere açık kalabiliyor.
Bunu mümkün kılan da projenin “bakım kapağı” sistemi. Bu sistem gümrük ve güvenlik (ISPS) alanlarını ayırarak, limanda gemi olmadığı zamanlarda rıhtımı geçici olarak kamuya açıyor. Yani gemi yanaştığında güvenli bir liman, gemi olmadığında ise şehrin en güzel yürüyüş güzergâhlarından biri. Terminalin başlıca rakamları şöyle:
- 29.000 m² yeraltı kruvaziyer terminali
- Aynı anda 3 gemi ya da günde 15.000 yolcu kapasitesi
- Yılda yaklaşık 25 milyon ziyaretçi hedefi (yaklaşık 7 milyonu yabancı turist)
- 1,2 km uzunluğunda bagaj bandı ve 15.000 parçalık bagaj depolama sistemi
- Şehrin park sorununa nefes aldırması beklenen 2.400 araçlık yeraltı otoparkı
Sahil Yürüyüşü ve Manzara

Galataport’a gitmenin en güzel yanlarından biri, hiç para harcamadan yapabileceğiniz şey: sahil boyunca yürümek. Yaklaşık 200 yıl kapalı kalan bu kıyı şeridi artık günün her saati yürüyüşe açık. Manzara da bu yürüyüşe fazlasıyla değiyor. Bir yanda Sultanahmet, Topkapı Sarayı ve Ayasofya ile tarihi yarımada, diğer yanda Boğaz’ın karşı kıyısında Çamlıca Camii ve TV Kulesi’yle Asya yakası uzanıyor.
Akşamüstü gitmenizi özellikle öneririm. Güneş alçaldıkça eski şehrin silüeti renk değiştiriyor; limanda bir kruvaziyer gemisi yanaşmışsa o devasa beyaz gövde manzaraya bambaşka bir boyut katıyor. Boğaz kıyısında yapacağınız bir gün batımı yürüyüşü için ideal yerlerden biri.
Kafeler, Restoranlar ve Mağazalar
Galataport, İstanbul’un köklü restoran ve kafelerinin önemli bir kısmını tek bir noktada topluyor. Açık hava alışveriş alanı sokak biçiminde düzenlenmiş; kiralanabilir alanın büyük bölümü mağazalara ve yeme-içme mekânlarına ayrılmış, bu da burayı şehrin yeni gastronomi adreslerinden biri yapıyor. Türk ve dünya mutfağından geniş bir yelpaze var. Öne çıkan birkaç adres:
- Nusr-Et ve aynı çatı altındaki burger ve biftek noktası SALTBAE Burger
- Günaydın Kebap & Steakhouse: yıllardır varlığını sürdüren köklü bir biftek zinciri
- L’Atelier Vakko Bistrot: yemekler, tatlılar ve kahve için
- Roka: Japon mutfağı
- Mezzaluna: 1995’ten bu yana İtalyan mutfağı
- Muutto: Anadolu tapas konsepti
- Sait Balık: 2000’den bu yana Ege mutfağına dayalı balık restoranı
- Yada Sushi: Japon mutfağı
Bunların yanında pastaneler, kahve dükkânları ve çok sayıda mağaza alanı bulunuyor. Acele etmeden dolaşıp size uygun olanı seçmek en iyisi.
Müzeler ve Sanat

Galataport aynı zamanda ciddi bir kültür-sanat merkezi. Alan içinde İstanbul Modern’in yeni binası ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı Resim ve Heykel Müzesi yer alıyor; ikisi birlikte yaklaşık 14.000 metrekarelik bir alanı kaplıyor. 2004’te açılan Resim ve Heykel Müzesi geç Osmanlı döneminden günümüze uzanan eserleri sergiliyor; yeni binada sergi salonlarının yanı sıra atölyeler, bir kütüphane, tasarım mağazası ve kafe de bulunuyor.
Yeşillendirilerek yeniden düzenlenen Tophane Meydanı ise Türkiye’nin ilk müze meydanı olma yolunda. Yıl boyunca düzenlenen sergiler ve tasarım etkinlikleriyle bölge, İstanbul’un çağdaş sanat haritasında giderek daha görünür hâle geliyor.
Tarihi Yapılar ve Çevrede Gezilecek Yerler
Galataport’un belki de en güzel yanı, modern bir projeyi tarihi bir dokunun içine yerleştirmesi. Restore edilen yapıların başında iskeledeki en eski bina olan postane geliyor; karakteristik arduvaz çatıları ve cephesiyle projenin simgelerinden biri. Merkez Han ve Çinili Han gibi tarihi hanlar (1910-1914 arasında inşa edilen yapılar) da restore edilerek Peninsula İstanbul Oteli’ne ev sahipliği yapıyor. Karaköy’ü daha yakından tanımak isteyenler İstanbul’un ruhunu taşıyan semt Karaköy yazımıza göz atabilir.
Birkaç adım ötede ise mutlaka görülmesi gereken üç yapı var:
Tophane Saat Kulesi. Sultan Abdülmecid’in emriyle 1848’de neoklasik üslupta inşa edilmiş. Denize bakan kapının üzerinde sultanın tuğrası yer alıyor. İlginç bir ayrıntı: kule zamanla denize doğru hafifçe eğilmiş ve restorasyon sırasında yaklaşık 140 santimetrelik bir bölümünün, yani neredeyse bir tam katın, toprak altında kaldığı ortaya çıkmış.

Tophane Kasrı. Nusretiye Camii ile Tophane Çeşmesi arasında, park ağaçlarının arkasına gizlenmiş bu kasır 1852’de mimar William James Smith tarafından yapılmış. Tophane İskelesi’ne deniz yoluyla gelen misafirlerin burada ağırlandığı biliniyor. Yapı önemli tarihi olaylara da tanıklık etmiş; Yunan-Türk Savaşı’na son veren barış antlaşması Büyük Güçler’in büyükelçileri huzurunda burada imzalanmış.

Nusretiye Camii. 1826’da Kirkor Balyan tarafından inşa edilen cami, şehir surlarının dışına yapılan ilk camiydi. İç süslemesi son derece zarif; çok sayıda vitray pencere mekâna ferah ve aydınlık bir his katıyor. Diğer camilerde olduğu gibi içeri girerken ayakkabıları çıkarmak, kadınların ise başlarını örtmesi gerekiyor.

Nasıl Gidilir?
Galataport, Karaköy’ün hemen kıyısında olduğu için ulaşımı kolay. Tarihi Tünel ve tramvay hattı yakınlarda; vapurla gelmek isteyenler için Karaköy iskeleleri yürüme mesafesinde. Sahilde dolaştıktan sonra yukarı, Galata Kulesi ve İstiklal Caddesi yönüne çıkarak yürüyüşünüzü uzatabilirsiniz. Galataport’a, civardaki güzel oteller sayesinde konaklamanızı da rahatça bağlayabilirsiniz.
