İstanbul''un Gözdesi: 'Bomonti'
Bomonti'nin sanat galerileri, konser mekanları ve kafeleri için kısa bir rehber: Leica Gallery, Ara Güler Müzesi, Babylon ve daha fazlası.

Bomonti son yıllarda Şişli’nin en hareketli köşelerinden birine dönüştü. Eski bira fabrikasının çevresine kurulan Bomontiada başta olmak üzere semt; konserleri, sanat galerileri, film gösterimleri ve kafeleriyle hem yerlinin hem de turistin uğrak yeri. Yeni mekânlar açılmaya devam ediyor, o yüzden buraya her gelişinizde keşfedecek yeni bir köşe çıkıyor. Aşağıda Bomonti’ye ilk kez gidecekler için yön gösterecek, sanattan müziğe ve kahveye uzanan kısa bir rehber bıraktım.

Leica Gallery İstanbul
Fotoğrafa meraklıysanız ilk durağınız Bomontiada’daki Leica Gallery İstanbul olsun. Dünyaca ünlü isimlerden yerel fotoğrafçılara uzanan geniş bir yelpazede sergilere ev sahipliği yapıyor. Galeri yalnızca bir sergi salonu değil; çalışma alanı, ürün satış noktaları, bir sınıf ve profesyonel bir stüdyoyu da içinde barındırıyor. Makinesi olan yanında getirsin, olmayan ise meraklı gözlerle gelsin yeter.

Ara Güler Müzesi
Bomonti’deki Ara Güler Müzesi, dünyanın en iyi fotoğrafçılarından biri kabul edilen Ara Güler’in eserlerini ve hayat hikâyesini yaşatmak için kurulmuş. Picasso’dan Churchill’e tarihin en önemli isimlerini objektifine taşıyan Güler, foto muhabirliği denince akla gelen ilk isimlerden. Müzede onun kareleriyle birlikte kendi kameralarını ve ekipmanlarını da görebiliyorsunuz. İstanbul fotoğrafçılığına ilgi duyan herkesin görmesi gereken bir yer.

Atölye (Workshop)
Bomontiada’daki Atölye, kendini “Transdisipliner İnovasyon Platformu” olarak tanımlıyor. Burada temel amaç yeni fikirlerin hayata geçirilmesi; mühendislikten tasarıma, sanattan girişimciliğe kadar pek çok alanda çalışmalar yürütülüyor. Bireysel ve kurumsal katılıma açık etkinlikleri takip etmeye değer. Bomonti’de yaratıcı bir şeyler dönüyorsa büyük olasılıkla bu çatının altından geçiyordur.

Babylon
İstanbul’un canlı müzik denince akla gelen ilk adreslerinden Babylon, 1999’dan bu yana yerel ve uluslararası müziğin ritmini tutuyor. Jimmy Scott’tan Charles Bradley’e farklı türlerden pek çok ismi ağırlamış, hafızalarda kalan konserlere imza atmış bir sahne. Sevdiğiniz sanatçının canlı performansını izlemek, kalabalığa karışıp dans etmek istiyorsanız programını takip edin. Konser arası bir kokteyl içmek de buranın klasiklerinden.

The Populist
The Populist, eski fabrikanın mirasını modern bir anlayışla yeniden yorumlayan mekânlardan. Özgün dekoru, geniş menüsü ve düzenlediği etkinliklerle hem sohbet edip güzel vakit geçirmek isteyenlere hem de müziğe kapılıp eğlenmek isteyenlere uygun. Bomonti’nin nabzını tek bir mekânda yakalamak istiyorsanız burası iyi bir başlangıç.

Kilimanjaro
Kilimanjaro adını, kurucuları Mehmet Uluğ ve Cem Yegül’ün avant-garde caz efsanesi Sun Ra Arkestra’yı ilk kez izledikleri Washington D.C.‘deki kulüpten alıyor. Mekânın kendine has sıcaklığı da biraz buradan geliyor olsa gerek. Duvarlarını süsleyen çağdaş sanat işlerinden menüsüne kadar, hem keyifli vakit geçirmek hem de iyi bir yemek yemek isteyenler için dengeli bir tercih. Tam ortasında konumlanan ikonik bar, mekânın simgelerinden.

Monochrome
Monochrome, günün her saatine uyan menüsüyle Bomonti’nin en hareketli mekânlarından. Adını fotoğrafçılıkta sıkça anılan siyah-beyaz baskı çerçevelerinden alıyor. Akşamüstü semtte dolaşırken içeri girip hafif bir şeyler söylemek, sonra da akşamı burada sürdürmek mümkün.

Kiva
Kiva, özellikle akşam saatlerinde dışarıdaki küçük ışıklarıyla insanı içeri çağıran bir yer. İçeri girince Anadolu’nun yerel tatlarından oluşan bir menüyle karşılaşıyorsunuz. Gündüz de tercih edebileceğiniz bu mekânda masaya kurulup atmosferin tadını çıkarmak Bomonti akşamlarına yakışıyor.

Kozmos
Bomonti’nin ara sokaklarına saklanmış Kozmos, sakin atmosferiyle özellikle kahve içmek ya da çalışmak için ideal. Kahvelerinin yanında sandviç ve tatlı da buluyorsunuz. Dizüstü bilgisayarınızı alıp çalışabileceğiniz masaları var; kapı önünde sessizce kahvenizi yudumlamak isteyenler için de uygun. Sıcak yaz günlerinde Freddo’yu denemeden çıkmayın.

